BLAZE İLE YEDİ GÜN- 3: AİS

 3: Ais

Gecenin yarısıydı. Herkes derin bir uykudaydı—yani, öyle olmalıydı. Örneğin Halilintar uyku apnesi sebebiyle sık sık uyanıyordu ama tekrar uyuyordu.

Bu gece ise, uyuyamayan kişi Blaze'di. Karnı korkunç ağrıyordu, halsizdi ve terliyordu. Bakınca, soğuk algınlığı onun için tam bir eziyetti -özellikle de sık sık hapşırdığı için- ama elinden gelen bir şey yoktu.

Kalın kafam, diye düşündü battaniyenin altında kıvranırken. Üstüme kapüşonlumu almayı unutmasaydım şimdi mis gibi uyuyor olacaktım... Akşam o kadar da üşümemiştim aslında, şimdi niye böyleyim ki?...

Bunu düşünmeyi bırakması gerekti. Karnına kötü bir kramp girmişti. Hıçkırmakla gülmek arası bir ses çıkardı ve başını yastığa gömdü.

Tabii hemen sonrasında hızla doğrulup banyoya koştu.

Çok kısa bir an, "Hayır, hayır, kusmak istemiyorum..." diye düşünebildi ama sonuç ortadaydı.

Tuvalet kapağını kapatıp sifonu çekti ve elini yüzünü yıkadıktan sonra aynadaki bembeyaz yüze baktı (kendisine ait yüze). Suratı asıktı. "Kusmaktan nefret ediyorum..."

Eh, iyi açıdan bakacak olursa, karnındaki kramp geçmişti. Ve kötü açıdan bakacak olursa... Birileri uyanmıştı.

"Hİİİİ?!" O saatte kimseyle karşılaşmayacağını düşünen Blaze banyo kapısında duran kişiyi görünce resmen zıpladı ve neredeyse çığlık atmasına neden olan kişiye dik dik baktı. "Sensen delirdin mi?! Ödümü patlattın!"

Halilintar'dı bu. Sorusu karşısında gözünü bile kırpmadı ve sakince ona bakmayı sürdürdü. "Niye ayaktasın?"

"Bu soruyu benim sormam gerekiyordu sanırım?" dedi Blaze alaycı bir tavırla ancak Halilintar hafifçe kaşlarını çattı ve, "Soruya soruyla cevap verme." diye tersledi. "Niye ayaktasın?"

"Sence?!" diye çıkıştı Blaze -fısıltıyla-.

"Ha, huysuz olman iyi olduğun anlamına geliyor sanırım?" dedi Halilintar alaycı bir tonda ve bu Blaze'in bir an donmasına neden oldu. "Haufff... Tamam. Hastayım. Memnun musun şimdi?"

"Evet, bu bilgiyi sonunda tükürebildiğin için teşekkürler." dedi Halilintar hala alaycı bir şekilde ancak sonra ciddileşti. "Neyin var? Yatmadan önce iyiydin."

"Bu soruları Gempa'nın sorması gerekiyor, biliyorsun değil mi?" diye homurdandı Blaze ama sırıtışı onunla dalga geçtiğini belli ediyordu. Tabii Halilintar alnına bir fiske vurunca ciddileşmek zorunda kaldı." Ahuf, tamam... Akşam üşüttüm herhalde, ne bileyim... Kapüşonlumu unutmuştum ve antrenman sırasında da terledim. Yolda rüzgar çarpmış olabilir, yani Gempa öyle derdi herhalde..."

"Neden Ais'a söylemedin?" diye sordu Halilintar sakince ve bu Blaze'in ona tuhaf tuhaf bakmasına neden oldu. "Ais'a mı? Neden Ais'a söyleyeyim ki?"

"Seninle ilgilenebilirdi." diye devam etti Halilintar omuz silkerek, sanki Ais hasta kardeşleriyle ilgilenmeyi çok seven, sevecen biriymiş gibi!

"Tabii tabii, kesin yapardı zaten..." diye homurdandı Blaze ancak ne olduğunu bile anlayamadan, Halilintar onu omuzlarından yakaladı ve odalarına sürükledi.

"NeNE YAPTIĞINI SANIYORSUN?!" diye çıkıştı Blaze, sesini zar zor fısıltı tonunda tutarak.

"Seni odana götürüyorum..."

Blaze ofladı ve kollarını kavuşturdu. Halilintar onun surat asmasını umursamadan, onu yatağa ittirdi. Düşüp düşmediğine bakmadı ve yukarıdaki yatakta uyuyan Ais'ı omzundan tutup sarstı. "Ais. Kalk ve şu huysuz ikizinle ilgilen."

"Yine ne yaptı?..." diye sordu Ais gözlerini açmadan. "Ugh... Sabah namazı bile olmadı, git uyu... Rüya görmüşsündür..."

"Ais... Sabrımı sınama ve kalk çabuk!" diye tısladı Halilintar onu daha sert sarsarak. Uyku arası uğraştığım şeye bak, diye düşündü şakağını ovuşturarak.

Eh, tabii bu sarsmanın sonucu Ais tamamen uyandı ve aşağı inip, uykulu gözlerle Blaze'i süzdü. "Onun bir şeyi yok, akşam üşütmüştür."

"Nasıl biliyorsun ya?" diye sordu Blaze dik dik ona bakarak.

"Ben bilirim." Ais esnedi ve normal eliyle -çünkü sağ eli buzdan- kardeşinin alnına dokundu. Sonra da parmağıyla küçük bir fiske vurdu. "Sıcak ama normalden daha sıcak."

"Bunu tek dokunuşta anlamak mümkün mü?" diye sordu Halilintar ve Blaze aynı anda. Ais ise yalnızca tekrar esnedi ve omuz silkti. Zaten yatakta oturan Blaze'i battaniyenin içine soktu ve dışarıda kalan tek parçanın başı olduğundan emin oldu. Sonra da yatağın yanına sandalyeyi çekti ve buzdan elini kardeşinin alnına koydu (yani, öylece bıraktı demek daha doğru olur, o kadar rahat bir pozisyondaydı ki).

"Ah... Şimdi uyumaya devam edebilirim..." diye düşündü memnuniyetle.

"Eh, sorun hallolduğuna göre ben gidiyorum." diye mırıldandı Halilintar ve odadan çıktı.

Ais da, soğuktan dolayı şikayet eden Blaze'e rağmen uykuya daldı ve uyurken bile elini alnından çekmemeyi başardı.

(Diyorum ben size, Ais'ın özel güçleri var XD)

...

Gece yaşanan olaylar yüzünden, Blaze sabah erken kalkamadı. Genellikle erken kalkan biri olduğundan bu onun için şaşırtıcı bir şeydi. Ama tabii bu, hasta olduğunu bilmeyenler içindi.

Sonunda, saat 11'e gelirken Blaze uyandı ve doğal olarak Ais'ı da uyandırdı. "Günaydın günaydın!"

"Dün gece uykusuz kalan bendim sanki, mübareğin enerjisine bak..." diye mırıldandı Ais, onun enerjik hareketlerini korkutucu bir sükunetle izlerken.

"Sen değildin, evet ama sonuçta uzun süre uyanık kalmadım. Hem şuan iyiyim, o zaman ise hastaydım." dedi Blaze, gayet enerjik ve hızlı bir şekilde konuşarak.

"Peki peki..." Ais daha fazla sorgulamadı ve Blaze'in kalktığı yatağına girip uyumaya devam etti. Tabii ki de 11 onun için erken bir saatti.

...

"Hey Ais, ne yapıyorsun?"

Blaze rahat ve mutlu bir tavırla mutfağa girdi fakat gördüğü manzara onu şoka uğrattı. "Nesen"

"Ne oldu?"

"Merhaba Blaze!"

Blaze şaşkınlık ve şok içerisinde iki kardeşine baktı. "Sizberaber ne yapıyorsunuz burada?!"

"Pasta yapıyoruz." dedi Taufan gülümseyerek. "Karşılığında Ais pastalardan bir tanesini yalnız başına yiyecek."

"Bir tanesini yalnız başına mıiki pasta mı yapıyorsunuz?!" diye sordu Blaze şaşkınlıkla.

"E tabii, yoksa Ais bize bırakmazdı, hepsini yer bitirirdi..."

Blaze, Ais'ın pasta yapabildiğine inanmakta zorlandı ama doğruydu. İkizi gözünün önünde krema çırpıyordu.

Nitekim tatlıya düşkün olduğu kadar, kendisini de önemsediğini yeterince farkında değildi.

Akşam, pasta biraz soğuyup iyice oturduğunda, ona da bir dilim verdi.

"Al." dedi kendisi direkt pastanın kendisine gömülmeye hazırlanırken. "Göz hakkın..."

"Ah, teşekkürler..." diye homurdandı Blaze, onun kendisiyle alay ettiğinden şüphelenerek.

Ne var ki pasta müthişti...

"Heh, dua et Gempa şuan evde değil." dedi Ais sırıtaraksakin bir insanın sırıtması oldukça ilginçtir. "Yoksa, 'sen hastasın, ne tatlısı?' der ve yemene izin vermezdi."

"Hasta değilim! SadeceACHOO!" Blaze elleriyle ağzını kapatarak hapşırdı ve üç kez konuşma girişiminde bulunup, üçünde de hapşırdı. "Sadece BİRAZ FAZLA ISINDIM, hepsi bu!"

"Tabii tabii... Bunu üç kez hapşırarak söylemen ne kadar manidar..." dedi Ais sakince -kinaye yaptığını anlamak çok zordu- ve kendi kendine bir şeyler mırıldandı. Bir yandan pastayı yediği için ne dediği anlaşılmıyordu.

"Çok sinir bozucusun." diye homurdandı Blaze kollarını kavuşturarak.

"...Ne büyük iltifat." dedi Ais sakince.

"İltifat değil! Senden nefret etmemi sağlayabilecek bir özellik! İsh, niye bu kadar kayıtsızsın ya?!"

"..." Ais cevap vermedi. Ona cevap vermek önceliği değildi. Önce tatlıyı bitirmeliydi. Sonra belki...

Blaze her ne kadar gururuna yediremese de, isteksizce, "...Ama pasta güzel olmuş." diye itiraf etti.

"Bir de benden nefret ediyordun..."

"Kapa çeneni. Pastayı Taufan yapmış olsa ona da aynısını diyeceğimi biliyorsun."

"Ona özellikle bir şey diyeceğini sanmıyorum..."

"Kapa çeneniACHOO!"

"Blaze. Sen Müslümansın, bu yüzden"

"ELHAMDÜLİLLAH! Biliyorum herhalde! Ais, eğer çeneni kapatmazsan!"

Ne var ki, Ais çoktan tabağını lavaboya bırakmış ve mutfaktan ağır adımlarla çıkmıştı.

Blaze iç çekti ama ikiziyle atışmaktan keyif aldığının da farkındaydı. Onun her seferinde sakin kalması daha da keyif vericiydi.

...Ne saçmalıyordu? Hapşırmak beynine zarar mı veriyordu ne?

Devam Edecek...

Heheyyyy, bittiiiiii!

O.S (Overlapping Storms) için mükemmel bir fikir buldum, aradığım şey buydu! Bu yüzden yakında geri dönebilirim (ve dönmeyebilirim de, fazla umut vermek istemiyorum ehe).

Hacebar'ın yazdığı versiyonunu, hatiyazi.blogspot.com'da, Blaze İle Yedi Gün veya boboiboy etiketinde bulabilirsiniz.

İletişim: mercan.tasarim11@gmail.com

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

XD

THE DANGERS OF PLAYİNG TOO MANY VİDEO GAMES

OVERLAPPİNG STORMS- 11