Kayıtlar

OVERLAPPİNG STORMS- 45

 45: Ütopik Bir Yalan Ya Da Acı Gerçekler Ⅰ Taufan tüm hızıyla koşuyordu. Arada sırada arkasına bakıyor, hala peşinde olduklarını görünce daha da hızlanıyordu. Neyse ki, iki saat boyunca koştuğu eğitimler almıştı. Neden mi kaçıyordu? Bir köşede, peşindeki Kelkatua askerlerini atlattıktan sonra, yere çöktü ve nefesini toparlamaya çalışırken, olaylar zihnine akın etti. Reramos, Sibella, Sibella'nın söyledikleri ve sonrasında gelen şok... Ve Beliung... Taufan bir kez daha gelen küfretme isteğini bastırırken, yoğun pişmanlık yüzünden titrek bir iç çekti. Beliung'u engellemekle kalmamış, Angin'i korumayı unutmuştu ve sonra da Beliung... "O aptal bir kez olsun kendi canını düşünse iyi eder." diye düşündü öfkeyle ama bu öfkesi yalnızca kendine olan kızgınlığına dayanıyordu. Ve Beliung onu taht odasından dışarı ittikten sonra, aklının almayacağı kadar çok Kelkatua askeriyle karşılaşmıştı. Zaten bir saattir koşuyor olmasının nedeni de buydu. "Kweeerk... Krook gveeerk...

KAYIP FIRTINA- 6 (REWRİTE)

 6: Verilen Söz Halilintar nefes nefese, dirseklerinden destek alarak doğruldu. Bir kabus daha... diye düşündü, bitkince aldığı nefesi verirken. Bir işkence daha... Neden bitmiyor ki? Bir kez daha titrek bir nefes verdi ve saate baktı. 10.30, diğerleri çoktan okula gitmiş olmalı . Yavaşça kalktı ve pencereye yürüdü. Yumruklarını sıkmıştı, o kadar sıkmıştı ki tırnakları avuçlarına batmıştı. Karamsar bir ifadeyle koyu gri bulutlarla kaplı gökyüzüne baktı. Her kabustan sonra daha fazla z arar görüyorum , diye düşündü. Bahsetmişti değil mi? Voltra gücü... Bir bakalım... Bileğini müthiş bir alışkanlıkla şaklattı -bu tabiri nereden bulduğumu bilmiyorum, defterimde öyle yazıyordu- ve elinde siyah-kırmızı, yıldırımlar fışkıran bir kılıç oluştu. "Vay..." Yalan yok, etkilenmişti. Ne var ki iki saniye bile geçmemişti ki, bedenini büyük bir acı kapladı. İki eliyle sıkı sıkıya tuttuğu ve bir türlü bırakamadığı kılıç avuçlarını yakıyordu. Ani bir refleksle kılıcı bıraktı ve kılıç yok olu...

BİRİ HAKKINDA İLGİNÇ BİR HİKAYE: GEÇMİŞİN İZLERİ

 Biri Hakkında Bir Hikaye: Geçmişin İzleri Sıradan bir gündü. Aşırı sıradandı hem de. Halilintar ve Emily beraber yürüyorlardı. Nereye? Hiçbir yere. Kendilerine bir yol tutmuş, gidiyorlardı işte. Tevafuktur ki, yolları bir çocuk parkına düştü. Emily muzip bir ifadeyle Halilintar'a baktı, mesajı alan Halilintar da sırıttı ve salıncaklardan birine atladı. Emily de onun yanındaki salıncağa oturmuştu. Beraber bir süre sallandılar. Konuşmuyorlar, parktaki çocuk seslerini ve çevredeki ağaçlardan gelen hışırtıları dinliyorlardı. Neden sonra aniden bir ses duydular. Bir çocuk ağlıyordu. Belki düşmüştü, belki istediği bir şey olmamıştı ama sorun bu değildi. Ağlama sesini duyan Emily sallanmayı bırakmış, öylece donup kalmıştı. Gözünü dahi kırpmadan, başını yavaşça çocuğun olduğu tarafa çevirdi ve oraya doğru bakmaya devam etti. Halilintar bir tuhaflık olduğunu sezse de, onun aşırı duygusal biri olduğunu bildiği için herhangi bir tepki göstermedi. Çocuk sustuğu halde Emily hareketsiz kalınca,...

LİES- BÖLÜM 19

  /Taraf: Mavi Kelebek\  19: Arish "Yapmaaaa!" "Ya Allah—" Halilintar korku içinde doğruldu. O da neydi? Kim bağırmıştı? Karanlığın içerisinde olmasına rağmen, az önceki bağırışın Taufan'a ait olduğunu anlamıştı. Ağabeyi yatağında huzursuz bir şekilde kıpırdanıyordu. "Hali? O kimin sesiydi?" "Bir şey yok Gempa, endişelenme." dedi Halilintar sakince, Taufan'ın kabustan uyandıktan sonra ne yapacağını bilemediği için, Gempa için en iyisi uyumaya devam etmesiydi. "Peki..." Gempa uyumaya geri dönerken, Halilintar yatağından inip, Taufan'a yaklaştı. Omzunu hafifçe sarsarak onu uyandırmaya çalışırken, "Taufan, kalk..." diye fısıldadı. Taufan uyandı— fakat nefes nefeseydi, sanki uzun süre nefesini tutmuş gibiydi. Onu fark edince gözlerini kırpıştırdı. "Hali? Sabah mı oldu?" "Sence? Sabah olmuş gibi mi görünüyor?" diye fısıldadı Halilintar alaycı bir tonda. "Neyin var?" "Hiç, öyle..."...

OVERLAPPİNG STORMS- 44

 44: "Endişelenme. İyi olacağım." "Taufan." Ciddiyetle uzay gemisini kontrol eden genç, kendisine seslenen kişiye bakmaya tenezzül etmeden, "Ne var?" diye sordu. "Az bir yolumuz kaldı ve sana verdiğim kıyafetleri yolculuk sırasında çıkardığının farkındayım." dedi kendisine seslenen kişi, yani Beliung hoşnutsuz bir ifadeyle. "Senin hatırın için kraliyet kurallarını çiğneyeceğimi sanıyorsan yanılıyorsun." "Ugh, tamam..." Taufan yerinden kalkmak zorunda kaldığı için memnuniyetsiz bir ifadeyle kıyafetlerini değiştirmeye gitti. Bu işlem fazla uzun sürmeyecekti, çünkü Taufan öyle ahım şahım şeyler giymezdi. O 'süslü püslü prenses' kendisi değil, Beliung oluyordu (Taufan'dan duyduğunuz bir tabir daha). "Hmmm..." Onu baştan aşağı inceleyen Beliung hala tatmin olmuş gibi görünmüyordu. "Ya saçların?" "Annem bu konuda bile sana vasiyet falan mı etti?! Ne bu?!" diye çıkıştı Taufan sinirle; ona emi...

AMOUR- FİNAL (REWRİTE)

 Final: "Bu... Bu da neydi? Az önce gerçekten ihanete mi uğradık?..." Kardeşler sersemlemiş bir şekilde bu ihaneti sindirmeye çalışıyordu. Emily pek de çaresiz olmayan, güzel bir kızdı ve belki de yetim değildi... Amourbot'u kullanmış, Halilintar'ın kendisine tutulmasını sağlamıştı. Sonra da en büyük yedizi alıp gitmişti. "Tahmin etmeliydim!" diye bağırdı Blaze öfkeyle, yeri tekmeleyerek. Gempa elini nazikçe omzuna koydu. "Sakin ol Blaze, hiçbirimiz bilmiyorduk—" "Umurumda değil! Pikachu'yu geri vermek zorunda!" diye tısladı Blaze, vücudu aniden alev alınca Gempa da geri çekilmek zorunda kaldı. "Sakin olmalıyız Aze." dedi Taufan ciddiyetle ve elini sıktı. Blaze Ais'a yaslanırken, "Sakin olmak istiyorum ama herkes beni çıldırtıyor." diye homurdandı. "İhaneti kaldıramıyorum... Ayrıca sen sus, herkes senin gibi duygularına hakim olamıyor." "Tamam, yeter." diye araya girdi Solar sakince. "H...

KAYIP FIRTINA- 5 (REWRİTE)

 5: Yalnız Değilsin Halilintar ertesi sabah, kendini öfkeli hissederek uyandı. Zaten bu yüzden, ona soru soran ya da sadece günaydın diyen herkese ters cevaplar verdi. Asık suratla banyodaki aynada yansımasına baktı. Bir anda öfkesi silinirken, yerine dehşet geldi. Ve hemen ardından boğuk bir inleme... Fazla geniş olmayan banyonun duvarına yaslanarak yere çöktü. Titriyordu. Gözyaşları süzülürken, kulağının dibinde bir fısıltı duydu: "Seni uyarmıştım değil mi?... Onlara bir şey anlatamazsın..." "T-tamam, ta-tamam... Şimdi dur... Dur..." diye fısıldadı Halilintar, bu kadar zayıf düştüğü için çok sinirliydi ama bir işe yaramadığını fark eden öfkesi bile onu terk etmiş gibiydi. Hissedebildiği tek şey çaresizlikti. Köşeye sıkışmış bir av gibiydi; hareket edemiyordu ve... Tüm sesler boğuklaşmaya başladı, bir an nefes alamadığını hissetti. Görüşü kararırken, "Yine mi...?" diye düşündü. ... Yaklaşık on beş dakika sonra kendine geldi. Hala banyoda olduğunu fark et...