Kayıtlar

KAYIP FIRTINA- 10 (REWRİTE)

 10: Nefret mi, Yoksa Sevgi mi? Halilintar ertesi gün daha uyanır uyanmaz, o günün kötü geçeceğini sezmişti. Anlaşılan o ki, değişen onca şeye rağmen değişmeyen tek şey, kuvvetli altıncı hissiydi. İlk başta evde yalnız olduğunu düşündü, çünkü eve inanılmaz bir sessizlik hakimdi. Hani evde yalnızken hissettiğiniz sessizlik var ya, oydu işte... Yalnızsın diye bağıran sessizlik. Aldırmadı ve kendi günlük rutinini takip etti. Kabalık etmek istemezdi ama sessizliği; son zamanlarda karşılaştığı soğuk davranışlara yeğlerdi. Yalnız olduğunu düşündüğü için, kendi kendine mırıldanarak merdivenleri indi. Ancak tam son basamağı inerken, salondaki koltuklardan birine oturmuş, kitap okuyan Taufan'ı fark etti ve bir anda zihni durdu. Kendi kendime konuşuyordum, urgh, bunu görmemesi gerekiyordu! Yalnız olduğumu düşünüp gevşememeliydim , diye düşündü utanç içerisinde. Bileğini burkmuştu. Oflayarak merdivenlere çöktü ve bileğini ovuşturdu. Bu ufak burkulmalar ciddi olmayabilirdi ama kesinlikle çok s...

KAYIP FIRTINA SİDE STORY- 3: KÖTÜ BİR GÜN

Bu eski hikayeyi de yazdıktan sonra Side Story serisine güncel bir şekilde devam edebileceğim :)  3: Kötü Bir Gün Taufan. Biliyorsunuz, Taufan Halilintar gittikten sonra, bir ay boyunca depresif bir ruh hali içerisindeydi. Her şey bu sırada yaşandı, bu bir ayın içerisinde. Taufan bir sabah kalktığında, oldukça kötü bir ruh hali içerisindeydi. Yanağında acı verici bir zonklama vardı -gece boyunca dişi ağrımıştı- ve kötü, uykusuz bir gece geçirmişti. Sonuç olarak, yanağı şişmişti ve zonkluyordu (berbattı). Zaten kötü bir ruh hali içerisinde olduğundan, bu durumu daha da kötüleştirmişti. Binbir zahmetle okul için hazırlandı ve kendisine 1000 kilometre gibi gelen 1 kilometrelik yolu yürümeye koyuldu. Tüm bu isteksizliğine rağmen, birkaç haftadır okula erkenden gidiyordu. Dersleri iyi takip etmek veya erken gidebilmiş olmak gibi basit bir sebebi yoktu, sadece yalnızlığa alışmaya çalışıyordu. Her gün dakikalarca, içten içe hala parlayan beklentisinden kurtulmaya çalışıyordu. Hayal gördü...

OVERLAPPİNG STORMS- 48

  48: Umut ve Kötümserlik "Abang!" Taufan neşeyle ağabeyine ait odaya girdi ve masasının başında ciddiyetle bir şeyler yapan Beliung'un önünde durup, dikkatini çekebilmek için ellerini salladı. "Hadi beraber oynayalım!" "Şimdi olmaz Taufan, çok işim var..." diye mırıldandı Beliung başını kaldırmadan. Taufan şaşkınlıkla başını yana eğdi, bu alışkın olmadığı bir cevaptı. "İyi-iyi de niye?" diye sordu. "Hiç mi oynayamazsın?" "Gerçekten stresli bir durumdayım, yoksa oynardım..." diye karşılık verdi Beliung sakince ve bu doğruydu da. Ağabeyinin terlemeyecek kadar sakin bir insan olduğunu iyi bilen Taufan, şuan yerinde durduğu halde şakaklarından akan ter damlalarını görebiliyordu. Yavaşça masanın etrafını dolaştı ve ağabeyinin ilgisini bu denli çeken şeyin ne olduğuna bakmaya çalıştı —tam bu sırada... "Ah —Taufan!" diye bağırdı Beliung dehşet ve şok karışımıyla. İfadesine hayal kırıklığı yayılırken, önündeki kağıda ba...

KAYIP FIRTINA- 9 (REWRİTE)

 9: Dünyanın En İyi Ablası Gün hızla geçip, akşam yemeği vakti geldiğinde, yedizler mutfağa doluştu. Diğerlerinin sorgulayıcı bakışlarını üzerinde hisseden Gempa iç çekerek, "Iman'ın işi vardı, birazdan gelir." diye açıkladı. Sessizce yemek yerlerken, aniden bir anahtar şıkırtısı duyuldu. "İşte geldi." dedi Gempa gülümseyerek. "İyi insan lafın üstüne gelirmiş." "Ben geldim millet!" Iman'ın sesi kendinden önce geldi. Kız mutfak kapısında durdu ve elindeki poşetleri kenara bırakıp, ellerini beline dayayarak diğerlerine baktı. "Nerede benim o utangaç Pikachu'm?" Yedizler -keyifsiz Taufan bile- alaycı bir sırıtışla her şeyden habersiz, düşünceli bir ifadeyle yemeğini karıştıran Halilintar'ı işaret ettiler. "Haliiii, görüşmeyeli unuttun mu beni?" Iman abartılı bir kahkaha attı ve boş boş kendisine bakan Halilintar'ın yanağını sıktı. "Sen beni unutmuş olabilirsin ama ben seni her şeyinle hatırlıyorum Liiiin!...

OVERLAPPİNG STORMS- 47

Neler saçmaladığımı hatırlamıyorum :D bu arada sezon finaline kadar bu şekilde bölüm başlarına özel parçalar koymayı düşünüyorum. Tabi olmayabilir de, bu yüzden beklentiye girmemeye çalışın.  47: Rüzgarları Aşmak "Taufan!" Taufan kendisine seslenen kişinin boynuna sarıldığını hissetti ve kıkırdayarak, "Sana da merhaba abang!" dedi. Beliung onu bıraktı ve yanına oturdu. Gülümseyerek ona bakarken, "Burada ne yapıyorsun?" diye sordu. "Kozaları izliyorum. Yakında içlerden kelebekler çıkacakmış, annem öyle söyledi!" dedi Taufan neşeyle. "Hmm, peki bu kozaları kim verdi?" diye sordu Beliung nazikçe, işin aslı, gerçekten merak etmişti. "Halilintar!" diye cevapladı Taufan mutlulukla, adı geçen kişiyi zaten çok seviyordu ama hediye almak bambaşka bir boyuttu. "Abang Voltra'dan istemiş, öyle dedi." "Gerçekten çok güzeller, Voltra nereden almış onu da sorsaydı keşke..." dedi Beliung başını hafifçe sallayarak ve he...

KAYIP FIRTINA SİDE STORY- 5: SOLAN ÇİÇEKLER...

 5: Solan Çiçekler (Baharda Yeniden Açardı...) "Bitkileri düzenlemede bana yardım ettiğin için teşekkür ederim Hali!" "Haha, sorun değil." Duri, altıncı yediz. Hakkında, "Halilintar'ın yokluğuna aldırmıyor, ne güzel." diye düşünülen kişi. Herkes böyle düşünüyordu ama işin aslında, Duri de acı çekiyordu. Hem de çok. Onun Halilintar'la her zaman sessiz ama anlamlı bir ilişkisi olmuştu. O bitkileri konusunda Halilintar'dan yardım ister, Halilintar da bir yarası veya hastalığı olduğunda ona danışırdı. İki yediz birbirlerini çok severdi; belki Gur'latan'da yaşananlar yüzünden, belki de Duri konuştuğu kişilerin daha iyi hissetmesini sağladığı için (çünkü olaylara her zaman pozitif bir bakış açısıyla bakardı). Sonuç olarak ikisi de bahçede saatlerce dururdu, oradan geçen biri -sessiz olsalar bile- onların yaydığı huzuru hissedebilirdi. Özellikle son zamanlarında hep birlikte oldukları için, Duri ona bir çift bahçe eldiveni almıştı. Ne var ki ...

KAYIP FIRTINA- 8 (REWRİTE)

 8: Umarım... Halilintar önündeki kişiye bakarken suratını astı (nedenini kendisi de bilmiyordu). "Bunu yapmak zorunda mıydın?" "Kesinlikle." dedi karşısındaki kişi kıkırdayarak. "Hasta insanlara daha fazla ilgi göstermek gerekir, biliyorsun." "Benim ekstra ilgiye ihtiyacım yok, teşekkürler." diye homurdandı Halilintar gözlerini devirerek ve kendini tekrar yatağına bıraktı. "Bu senin düşüncen. Bence çok ihtiyacın var." dedi kişi gülerek, onunla uğraşmaktan gerçekten hoşlanıyor gibiydi. "Bi git ya..." diye yakındı Halilintar ama hasta olduğu için onu kovalayacak gücü yoktu (ne tesadüf, yazar da hasta olduğu için Halilintar'la uğraşamıyor). "Tamam tamam, seninle daha fazla uğraşmayacağım." dedi kişi nazikçe ve gitmeden önce başını okşadı. "Sana yemek getireceğim, yani... Yanmamışsa. Umarım yanmamıştır." "Ciddi misin?..." diye mırıldandı Halilintar fakat kişi çoktan gitmişti. Az sonra geri geldiğ...