Kayıtlar

OVERLAPPİNG STORMS- 50

Sanki bir araya giricez yine ama nasip :D zaten 60. bölümde bitirmeyi düşünüyorum deyip devam da edebilirim ama etmeyebilirim de. 26 Mart'ta Overlapping Storms'u yazmaya başlayalı bir yıl olacak. Biliyor muydunuz? 50: En İyi Dostum "Majesteleri... Anneniz sizi çağırıyor." "Hmm? Ah, merhaba Maripos!" O ana kadar ciddiyetle önündeki kitabın resimlerine bakan küçük çocuk -ki o, Taufan'dan başkası değildi- neşelendi ve kitabı bırakarak, bu tarz şeylere hiç alışkın olmayan Maripos'un boynuna atladı. O istemsizce prensi sıkıca tutarken, Taufan neşeyle dışarıyı işaret etti. "Hadi gidelim~!" "Ağabeyinizi de çağırmam gerekiyor Majesteleri." dedi Maripos ciddiyetle fakat bu cevap Taufan'ın neşesini biraz olsun azaltmadı. Aksine daha da neşelendi ve onun kucağından yere atlayarak, hemen yan odanın kapısını tıklattı—yani, aslında tıklatmaktan ziyade, vurdu. "Abang! Gelsene, annem seni çağırıyor!" "Burada olmayabilir." ...

KAYIP FIRTINA- 11 (REWRİTE)

Ooo, az kalsın bunu yazmayı unutuyordum. Dua edin bana, bugün önemli bir şeyi unuttum ve az kalsın bunu da unutuyordum! 11: Sevilen Bir Misafir "Hali, hemen uyanmalısın!" dedi Gempa, bir yandan saate bakarken, bir yandan da kardeşinin omzunu sarsıyordu. "Hadi Halii, acele et!" "Mmmmh..." Halilintar inlemekle homurdanmak arası bir ses çıkardı ve onun elini ittirip, üzerindeki örtüyü başına kadar çekti. "Saat hala çok erken... Git yat..." "Yatayım mı?! Hali, sen delirdin mi?! Sana bizimle beraber okula gideceğini akşam söylemiştim!" Gempa iç çekti ve son çare olarak, üzerindeki örtüyü sertçe çekti. Böylelikle sıcağın içinde uyumaya devam etmeye çalışan Halilintar, hiçbir savunması kalmayan vücuduna vuran sabah serinliği yüzünden uyanmak zorunda kaldı. Şikayetçi bir iç çekerek doğruldu ve Gempa'ya çaresiz, sızlanan bir bakış attı. "Ben ölüyüm tamam mı? Ben aslında yoğum." "Sızlanmayı kesip hazırlansan iyi olur, saat yedi...

OVERLAPPİNG STORMS- 49

 49: Neyin Var? Ⅰ "Abang! Düelloya var mısın?" Beliung okuduğu şeyden başını kaldırıp, ciddi bir ifadeyle kardeşine baktı. Onun meydan okuyan sırıtışını görünce, dudaklarına memnun bir gülümseme yayıldı. "Neden olmasın? Şimdi mi?" "Evet, hadi gel!" Taufan acele etmeyen ağabeyini kolundan yakaladı ve itirazlarını duymazdan gelerek, onu odadan dışarı sürükledi. "Zaten sürekli oturuyorsun, biraz koşmalısın abang. Yoksa genç yaşta hiç kullanmadığın bacaklarını temelli kaybedeceksin." "Ne diyorsun? Ben düello yapmayı kabul etmiştim, kardeşimden tavsiye düşünmüyordum!" dedi Beliung hayret dolu bir tonda fakat ikisi de kıkırdıyordu. İki kardeş yarışırcasına koşarak saraydan dışarı çıktılar. Beliung etraflarında esen kuvvetli rüzgarlara aldırmadan, neşeyle kardeşine baktı. "Hadi yine sen başla. Benim seviyeme gelene kadar buna izin vereceğim." "Bana şöyle davranmaya devam edersen seninle düello falan yapmayacağım." diye çıkı...

KAYIP FIRTINA- 10 (REWRİTE)

 10: Nefret mi, Yoksa Sevgi mi? Halilintar ertesi gün daha uyanır uyanmaz, o günün kötü geçeceğini sezmişti. Anlaşılan o ki, değişen onca şeye rağmen değişmeyen tek şey, kuvvetli altıncı hissiydi. İlk başta evde yalnız olduğunu düşündü, çünkü eve inanılmaz bir sessizlik hakimdi. Hani evde yalnızken hissettiğiniz sessizlik var ya, oydu işte... Yalnızsın diye bağıran sessizlik. Aldırmadı ve kendi günlük rutinini takip etti. Kabalık etmek istemezdi ama sessizliği; son zamanlarda karşılaştığı soğuk davranışlara yeğlerdi. Yalnız olduğunu düşündüğü için, kendi kendine mırıldanarak merdivenleri indi. Ancak tam son basamağı inerken, salondaki koltuklardan birine oturmuş, kitap okuyan Taufan'ı fark etti ve bir anda zihni durdu. Kendi kendime konuşuyordum, urgh, bunu görmemesi gerekiyordu! Yalnız olduğumu düşünüp gevşememeliydim , diye düşündü utanç içerisinde. Bileğini burkmuştu. Oflayarak merdivenlere çöktü ve bileğini ovuşturdu. Bu ufak burkulmalar ciddi olmayabilirdi ama kesinlikle çok s...

KAYIP FIRTINA SİDE STORY- 3: KÖTÜ BİR GÜN

Bu eski hikayeyi de yazdıktan sonra Side Story serisine güncel bir şekilde devam edebileceğim :)  3: Kötü Bir Gün Taufan. Biliyorsunuz, Taufan Halilintar gittikten sonra, bir ay boyunca depresif bir ruh hali içerisindeydi. Her şey bu sırada yaşandı, bu bir ayın içerisinde. Taufan bir sabah kalktığında, oldukça kötü bir ruh hali içerisindeydi. Yanağında acı verici bir zonklama vardı -gece boyunca dişi ağrımıştı- ve kötü, uykusuz bir gece geçirmişti. Sonuç olarak, yanağı şişmişti ve zonkluyordu (berbattı). Zaten kötü bir ruh hali içerisinde olduğundan, bu durumu daha da kötüleştirmişti. Binbir zahmetle okul için hazırlandı ve kendisine 1000 kilometre gibi gelen 1 kilometrelik yolu yürümeye koyuldu. Tüm bu isteksizliğine rağmen, birkaç haftadır okula erkenden gidiyordu. Dersleri iyi takip etmek veya erken gidebilmiş olmak gibi basit bir sebebi yoktu, sadece yalnızlığa alışmaya çalışıyordu. Her gün dakikalarca, içten içe hala parlayan beklentisinden kurtulmaya çalışıyordu. Hayal gördü...

OVERLAPPİNG STORMS- 48

  48: Umut ve Kötümserlik "Abang!" Taufan neşeyle ağabeyine ait odaya girdi ve masasının başında ciddiyetle bir şeyler yapan Beliung'un önünde durup, dikkatini çekebilmek için ellerini salladı. "Hadi beraber oynayalım!" "Şimdi olmaz Taufan, çok işim var..." diye mırıldandı Beliung başını kaldırmadan. Taufan şaşkınlıkla başını yana eğdi, bu alışkın olmadığı bir cevaptı. "İyi-iyi de niye?" diye sordu. "Hiç mi oynayamazsın?" "Gerçekten stresli bir durumdayım, yoksa oynardım..." diye karşılık verdi Beliung sakince ve bu doğruydu da. Ağabeyinin terlemeyecek kadar sakin bir insan olduğunu iyi bilen Taufan, şuan yerinde durduğu halde şakaklarından akan ter damlalarını görebiliyordu. Yavaşça masanın etrafını dolaştı ve ağabeyinin ilgisini bu denli çeken şeyin ne olduğuna bakmaya çalıştı —tam bu sırada... "Ah —Taufan!" diye bağırdı Beliung dehşet ve şok karışımıyla. İfadesine hayal kırıklığı yayılırken, önündeki kağıda ba...

KAYIP FIRTINA- 9 (REWRİTE)

 9: Dünyanın En İyi Ablası Gün hızla geçip, akşam yemeği vakti geldiğinde, yedizler mutfağa doluştu. Diğerlerinin sorgulayıcı bakışlarını üzerinde hisseden Gempa iç çekerek, "Iman'ın işi vardı, birazdan gelir." diye açıkladı. Sessizce yemek yerlerken, aniden bir anahtar şıkırtısı duyuldu. "İşte geldi." dedi Gempa gülümseyerek. "İyi insan lafın üstüne gelirmiş." "Ben geldim millet!" Iman'ın sesi kendinden önce geldi. Kız mutfak kapısında durdu ve elindeki poşetleri kenara bırakıp, ellerini beline dayayarak diğerlerine baktı. "Nerede benim o utangaç Pikachu'm?" Yedizler -keyifsiz Taufan bile- alaycı bir sırıtışla her şeyden habersiz, düşünceli bir ifadeyle yemeğini karıştıran Halilintar'ı işaret ettiler. "Haliiii, görüşmeyeli unuttun mu beni?" Iman abartılı bir kahkaha attı ve boş boş kendisine bakan Halilintar'ın yanağını sıktı. "Sen beni unutmuş olabilirsin ama ben seni her şeyinle hatırlıyorum Liiiin!...