AMOUR (REWRİTE)
1: Tanışma
"Ah, bulduğumdan neredeyse emindim..." diye homurdandı bir ses.
Bu ses, neredeyse yıkılmış, harap evlerle dolu mahallede dolaşan Halilintar'a aitti. Bir evi daha araştırmış fakat aradığı güç küresini bulamamıştı.
Öksürdü ve üstündeki toz ve kireçten kurtulmaya çalıştı. "Bir şey bulamadım, üstüne bir de un değirmenine girmiş gibi oldum..." diye düşündü ve öfkeyle yerdeki tenekeye tekme attı. Elindeki tek teselli kıyafetlerden sorumlu olanın kendisi değil, Blaze ve Ais olmasıydı. Ne var ki kaybettiği zamanı düşününce, bu acı bir teselliydi.
"Hey... Bana yardım et..."
Halilintar durdu ve elindeki Yıldırım kılıcını daha sıkı kavrayarak, arkasına döndü. Gördüğü şey, tüm dikkatini oraya yöneltti. "Sen de kimsin? Seni burada ilk defa görüyorum."
"B-ben yetimim..." dedi kız başını, göğsünde birleştirdiği ellerine eğerek. "Açım ama yemek alacak imkanım yok... Ve üşüyorum..." Isıtabileceğini umarak, zayıf, beyaz ellerini uzattı ancak Halilintar kaşlarını çattı ve birkaç adım geri çekildi.
Kız umutsuzca başını eğmişti ki, onun kendisine uzattığı ceketini fark etti. Gözleri neşeyle parlarken, "Benim için mi?" diye sordu.
"Evet, bununla ısınabilirsin. Yemek meselesine gelince..." Halilintar arkasını döndü ve göz ucuyla ona baktı. "Beni takip et."
"Teşekkür ederim!" Kızın yüzü neşeyle aydınlandı ve bunu beklemeyen Halilintar'a, sıkı bir şekilde sarıldı.
"Ugh, sarılmaya gerek yok!" diye çıkıştı Halilintar huysuzca ve kızı kabaca ittirdikten sonra, sert adımlarla eve yürüdü.
"Çok kabasın." diye somurttu kız, yanında yürürken.
Halilintar göz ucuyla bu uçarı ama samimi kızı süzdü. Muhtemelen aralarında fazla yaş yoktu, kızın boyu ona yakındı. Belki de yaşıtlarına göre daha kısaydı...
Yine de bu önemli bir detay değil, diye düşündü. Burada olmaması gerekiyordu.
Ayrıca ona bakmayı bırakması gerekiyordu! Yanında bir kızla yürüyerek yeterince dikkat çekmişti zaten! Eğer yetim olduğu için ona acımasaydı, böyle bir riski almazdı!
(Geriye pek bir ünlem bırakmadım, diye düşündü suratını asarak)
"Bu da kim Hali?" Kapıyı açan Gempa şaşkınlıkla kıza bakakalmıştı. "Sen—"
"Merhaba, merhaba! Ben Emily!" diye bağırdı kız neşeyle ve dehşete düşen Gempa'nın elini iki eliyle sıktı. "Bana kısaca Em diyebilirsin! Ve... Yemeğiniz var mı? Açlıktan ölüyorum!"
"A-ah..." Gempa, beyni kısa devre yaptığı için, ağzı açık bir şekilde ona bakakalırken, Halilintar kızı ondan ayırdı ve içeri ittirdi. "Açsan mutfağa git, yeni tanıştığın insanlarla da saygılı konuş biraz! Ugh..."
"Hey, hey, ellerini yıkamayı unutma!" dedi Gempa zar zor transtan çıkarak ve içeri girmiş, kızın kendisine geri verdiği ceketini asan Halilintar'a baktı. "Bunun anlamı ne Hali?"
"Beni kurtardı!" dedi Emily neşeyle, ellerini yıkamış ve mutfakta gördüğü ilk şeyi -bu bir muzdu- ağzına tıkmıştı. Karnını doyurabileceği için ekstra mutlu görünüyordu. "O çok iyi biri değil mi? Bence öyle!"
"Birisi ona çenesini kapamasını söylesin." diye homurdandı Halilintar, sağ gözü seğirirken.
"Umarım düşündüğüm şey değildir." dedi Gempa ona imalı, hatta daha çok azarlayıcı bir bakış atarak.
"Ne düşündüğünü bilmek istemiyorum." dedi Halilintar hızlıca, onun başka bir şey söylemesine fırsat vermeden. "Bana yalvardı, ben de eve getirdim. Üşüdüğünü söylediği için de ceketimi verdim, hepsi bu."
"Neyse, tamam... Üstünü değiştir de yemeğe gel. Sanırım güç küresini bulamadın zaten." dedi Gempa daha anlayışlı bir tonda.
"Hayır, ne yazık ki..." dedi Halilintar kısaca ve yukarı çıktı.
Gempa iç çekti ve mutfağa döndü. Doyurulması gereken bir aç vardı, fare gibi bulduğunu kemirmeye başlamadan önce onunla ilgilenmeliydi.
...
Halilintar üstünü değiştirdikten sonra, ofladı ve Gempa'nın yatağına uzandı (aşağıda olduğu için çok iyi bir seçenekti).
"Bugün yorulmuş gibi görünüyorsun." dedi bir ses.
"Evet öyle..." diye cevapladı Halilintar bıkkınca ancak odada yalnız olduğunu hatırlayınca hızla gözlerini açtı ve doğruldu. Odada biri—biri— "Taufan!"
"Hey, o kadar utanmış görünme, giyindiğinin farkındaydım. Sadece o kadar yorgun görünüyordun ki, kızma diye ortaya çıkmadım." dedi Taufan neşeyle. "Her neyse, bugün ne oldu biliyor musun? Solar'la birlikte Amourbot hakkında araştırma yapıyorduk ve bulduğumuz bilgilere göre..."
Halilintar onun gevezeliğinden pek de rahatsız olmamıştı. Tek sorun, konuya önem vermemiş olmasıydı.
Daha sonra pişman olacağı bir hata daha.
Devam Edecek...
İleride Halilintar & Emily'e dönüşecek hikaye bu işte :D E tabii Kayıp Fırtına'nın sonunu da bekleyin.
İletişim: mercan.tasarim11@gmail.com
Yorumlar
Yorum Gönder