BLAZE İLE YEDİ GÜN- 6: ŞAKA
6: Şaka
Haha, merhaba okuyucular! Bugün bu çılgın yazarın koltuğunu ele geçirdim. Harika değil mi? >:D Kardeşlerimden hiçbiri böyle bir şeye kalkışmadı bile!
Ama anlatacaklarım çok önemli, yani... Biraz tehlikeli. Sakın evde denemeyin.
Biraz canımın sıkıldığı günlerden birinde gerçekleşti bu olay. Canım sıkılıyordu, eğlenmek istedim ama bunu yaparken Taufan'la Duri'yi de belaya sürüklemek istemedim.
Eh, sonucu gelin kendi gözlerinizle görün.
...
İlk olarak, dikkat çekmeyecek bir şeyle başlayacaktım. Herkesin eşyalarının yerini değiştirecek ve birbirlerine düşmelerini sağlayacaktım. Çok sinsice bir hareketti ve diğer şakaları hazırlarken bana zaman kazandıracağı kesindi.
İlk kurbanım Hali'ydi, kuşkusuz. Günün boş bölümlerini uyuyarak geçirdiği için kolay olacaktı, hem zaten sabah saatleriydi. Uyku düzeni 180 derece değişen Pikachumuz bu saatte uyanır mıydı hiç?
Ne yazık ki, tahminlerim yanlış çıkmıştı. Telefonu elindeydi ve eğer almaya çalışırsam hemen uyanırdı. Benim için işleri zorlaştırmayı seviyordu ya da telefonuyla uyumayı alışkanlık haline getirmişti. İkisi de olabilirdi.
Neyse, ondan intikamımı daha sonra da alabilirdim.
Sırada Taufan vardı ama ona ihanet ettiğim için bana kızacağından korkuyordum. Yine de ona da şaka yapacaktım; kızsa bile siniri biraz yatışınca empati kuracak ve beni affedecekti.
Taufan'ın en önemli eşyası şuan için antidepresan haplarıydı. Hali'yle bu sebepten kavga etmelerini izlemek çok eğlenceli olacaktı (daha önce birkaç defa bunu yaptığı için Taufan direkt olarak ondan şüphelenecekti).
Hapların bulunduğu kutuyu Halilintar'a ait komodine attım ve kapıdan dışarı süzüldüm. Hali uyanırsa... Ne olacağını düşünmek bile istemiyordum.
Gempa... Onun telefonunu da Taufan'ın çekmecesine sakladım. Hehe.
Ais'ın eşyalarının yerini değiştirmemi umursayacağını düşünmediğim için ona dokunmadım.
Duri'nin bahçe işlerinde kullandığı eldivenlerini Solar'ın masasının altınaki çekmeceye attım ve son olarak o küçük lambanın okuma gözlüklerini Gempa'nın kıyafet dolabındaki çekmecesine bıraktım.
Sonuçları görebilmek için diğerlerinin uyanması gerekiyordu, ben de bu sırada diğer şakaları ayarlamaya koyuldum. Bu kısım daha da eğlenceli olacaktı, bu yüzden şevkle çalışıyordum.
Henüz sabah saatleri olduğu için her şey çok kolay olacaktı.
Mutfağa gittim ve Gempa'ya ait önlüğü aldım. Ne yaptığımı söylemeyeceğim ama yanıma aldığım kalemler bir şey ifade ediyordur diye düşünüyorum.
(Umarım Gempa kızmaz...)
İşim bittikten sonra kalemleri aldığım yere geri koydum.
Solar, Gempa tarafından uyumaya zorlandığı ve gerçekten de uykusu olduğu için horul horul uyuyordu. Ben de fırsat bu fırsat dedim ve deney malzemelerinin yerlerini karmakarışık ettim. Eşyalarını bulabilmek için kas hafızasıyla değil, o çok övündüğü beyniyle çalışması gerecekti.
Bu işlemi de hallettikten sonra tekrar aşağı kata indim ve Taufan'ın ayakkabılarının içine özel karışımımı döktüm. Hem Gempa, hem de Taufan bana çok feci kızacaktı ama ben ana odaklanan biriydim ve müthiş eğlenirsem o azarın bana bir zararı olmazdı.
Karışımı mı? Öyle, ayağa yapışacak bir şeydi. Çok sorgulamayın.
Ais'ı sinirlendirmek çok zor olsa da, yine de deneyecektim. Onun için özel bir düzenek hazırlamıştım. Uyanınca geçeceği ilk yer olan merdivenlere, bastığında suratına yapışıp patlayacak boya dolu bir balon + üstüne konfeti. Gerçekten zor ve ustalık isteyen şeylerdi bunlar.
Düzeneği ayarladıktan sonra mutfağa koştum. Hızlı birkaç dokunuşla şeker ve tuzun yerini değiştirdim. Gempa için bir an üzüldüm, çünkü ikisinin de üzerinde etiket yoktu.
Sonuçları izleme zamanı gelmişti.
"Gempa! Okuma gözlüğümü bulamıyorum!"
Bu ses Solar'a aitti. Halimden memnun bir şekilde sırıttım. İşte başlıyordu.
Ori'ye ait odadan, "En son nereye koyduysan oradadır! Dikkatlice bak, Sol!" diye bir karşılık geldi. Suratımı astım. Gempa'nın konuşma tarzı bile annelerinkiyle aynıydı.
"Ben de eldivenlerimi bulamıyorum... Sol, onları gördün mü?"
Bu hafifçe sızlayan kişi Duri'den başkası olamazdı. Gerçi, onun aşırı endişeden ağlama ihtimali bir an pişman hissetmeme neden olmuştu ama buna hiç de gerek yoktu.
Solar'ın bıkkınca, "Al, eldivenlerin buradaymış... Niye buraya koydun ki?" dediğini duydum.
Ais da uyanmıştı—belki de fazla gürültü olduğu için.
"Oraya koymadığımdan eminim ama neyse..."
Elini yüzünü yıkamak amacıyla banyoya girmişti. Bu sırada banyo kapısından gizlice olanları izlediğim için, sırıtarak ona susmasını işaret ettim.
Ais sakince bana baktı ama bir şey demedi.
ŞLAP! POPP!
Hey, bir dakika! Düzeneğe o basmadıysa kim basmıştı?!
AH HAYIR, DURİ O DÜZENEĞE BASMASINI İSTEYECEĞİM SONUNCU KİŞİYDİ!
"Haa?"
Tamam, itiraf etmeliyim, Duri'nin tepkisi müthişti ama neden Ais değil de o?!
"Duri?"
Gempa ve Solar odalarından çıkıp aynı anda Duri'ye baktılar. Duri ise bembeyaz boyanın üstüne konfetiyi de başına yiyince pasta gibi görünmüştü.
"Haaa, üstüm başım boya içinde kaldı!"
E-eeeh, Duri'nin ağlamaması gerekiyordu!
'Sakin ol Duri, değiştirirsin olur biter." dedi Gempa sakince ama beni bulursa mahvedeceğinden emindim.
En iyisi ortaya çıkıp özür dilemekti.
"Duri, özür dilerim. Bunun sana isabet etmemesi gerekiyordu—adeh adeh adeh! Gempaaaa!" diye sızlandım acı içerisinde. Kulağımı çekmese daha iyi olurdu ama sanırım bunu hak etmiştim.
"Eşek şakalarını yasaklandığımı hatırlıyorum." dedi Gempa korkutucu bir gülümsemeyle.
Bezgin bir iç çektim, özür dilesem bile bir şey değişmiyordu.
"Telefonumu alan kişi de sen miydin?" diye sordu Gempa kuşkulu bir ifadeyle beni süzerek.
"Belki de Taufan almıştır, gece uyuyamadığı bir zaman yani..." dedim masumca. Sonuçta yalan söylemedim değil mi? Bende değil demedim.
"Buna ihtimal vermiyorum ama neyse..."
Gempa söylene söylene odasına giderken, ben hala somurtan Duri'ye döndüm. Parmaklarıma boya bulaşmasına aldırmadan yanaklarını sıktım. "Hey, bunu bilerek yapmadım. Ais düzeneğe basmak yerine banyoya gitmeyi tercih ettiyse beni suçlayamazsın."
"Üstüm başım boya içinde kaldı..." diye sızlandı Duri ama birazdan beni affedeceğini düşünüyordum.
"Taufan!"
"Ben de sana seslenecektim. Haplarım nerede?"
Odanın kapısından Gempa ve Taufan'ı izlemeye koyuldum. Bu çok daha eğlenceli olacaktı!
"Haplarına dair bir bilgim yok ama neden telefonumun senin çekmecende olduğunu sorabilir miyim?"
"Belki de yanlışlıkla oraya koymuşsundur." dedi Taufan rahatça, almadığını düşündüğü için bu kadar umursamazdı ama bu tavrı Gempa'yı daha da fazla kızdıracaktı.
Memnun bir ifadeyle gülümsedim.
"Ben öyle bir şey yapmam, biliyorsun? Neden aldın telefonumu?" diye çıkıştı Gempa, bana kızmadığı halde ben bile ürperdim.
"Bekle, haplarımı buldum! Hali'nin çekmecesindeymiş!" dedi Taufan neşeli ama öfke belirtileri göstermeye başlayan bir ifadeyle. "Haliiii!"
En eğlenceli kısım bile değildi ama keyfim inanılmaz yerine gelmişti. Üçü birbirine düşmek üzereydi!
Hali'nin homurdandığını duyabiliyordum. Eğer Taufan biraz daha bağırırsa kalkıp ona bir tane çakabilirdi ve... Umarım öyle bir şey yapmaz.
"Deminden beri ne bağırıp duruyorsunuz? Ne var?"
"Haplarımı almışsın!" diye çıkıştı Taufan, asık suratla. "Yine niye sakladın?!"
"Ben hiçbir şey almadım hava kafalı. Rahat bırak beni..." diye homurdandı Hali gayet umursamaz bir şekilde ve anladığım kadarıyla da uyumaya devam etti. Az önce uyandığından bile şüpheliydim zaten...
"Sol, gözlüklerin burada! Neden buraya koydun?"
"Ben—hey, daha fazla okumayayım diye sen mi aldın yoksa???"
Sanki odamdan yeni çıkmışçasına merdivenlere yürüdüm. Durumdan gayet memnundum, Hali'yle uğraşmak istemeyen Taufan ise odadan çıkmıştı.
Sıradaki görev elimdeki kağıt parçasını onun sırtına yapıştırmaktı.
"İyi görünmüyorsun." dedim ona yaklaşarak.
"Çünkü kötüyüm." dedi huysuzca. "Normal bir sabah geçirmek istiyordum..."
Teselli edercesine sırtına vurdum ama aslında amacım kağıdı yapıştırmaktı.
"Neyse. Ben dışarı çıkıyorum. Hem ekmek de alırım." dedi Taufan sıkkınca ve kapıyı açıp, ayakkabılarını giydi—
"Ehh?" Tiksinti ve kafa karışıklığı karışımı bir ifade yüzüne yayılırken, bana baktı. "Blaze!"
"Ne?" dedim sahte bir masumiyetle. "Aaaa, ayakkabılarının içinde ne var öyle?"
"Bilmezlikten gelme! Sen koydun değil mi?"
Burnumu çektim ve Taufan'ın beni sağ bırakacağını umarak, "Evet." dedim.
"Bunu şimdilik erteliyorum. Gelince ilgileneceğiz." dedi ve bana gözüm üstünde bakışı atıp, Hali'nin ayakkabılarını giydi.
"Sanırım gözlüğümü değiştirme zamanı geldi. Çok bulanık."
Hehe, Solar gözlüğüne yapıştırdığım buğulu filmi fark etmemişti. Bunu anlaması biraz zaman alacaktı.
Kısa süre sonra, Taufan elinde ekmekle eve girdi ama suratı asıktı.
"Ne oldu?" diye sordum bilmezden gelerek.
"Önüme gelen herkes bana sarıldı, fırıncı bile gel oğlum bir sarılayım sana dedi." diye ofladı, ekmeği mutfağa bırakırken. "Sonra da, takma kafana, geçer inşallah dediler."
"Nasıl bir ifade yaptıysan artık..." diye homurdandı Gempa ancak yukarı çıkan Taufan'ın sırtındaki notu fark etti ve o da sarıldı. Saçlarını karıştırdı ve gülümseyerek, "Ama haklılar tabi, çok takma kafana kardeşim." dedi. "Bir sorunun olursa bize söyleyebilirsin."
Ben kenardan izlerken kıs kıs gülüyordum.
Etikette mi? "Lütfen bana sarılın ve depresyonumun hafiflemesine yardımcı olacak şeyler söyleyin." yazıyordu.
Günün sonunda manzara şöyleydi.
Herkes başımda tünemişti ve hepsi aynı sebeplerden dolayı beni azarlıyordu. Hali hariçti tabii... O daha şakamla karşılaşmamıştı.
Yine de şakaları hazırlamak çok eğlenceliydi.
"Ayakkabılarımın içine yapışak yapışak bir şey koyuyorsun, sırtıma sorunlarımı halka duyuran bir not yapıştırıyorsun ve benden anlayış mı bekliyorsun?" diye çıkıştı Taufan sinirli bir kahkahayla.
"Önlüğümü mahvetmişsin Blaze. Ve sayende yemekler israf oldu." dedi Gempa ölümcül derecede sakin bir ifadeyle.
Ais ifadesiz gözlerle kenardan bana bakıyordu. O tarafsız kalmayı tercih etmişti.
"Çok kötüsün Aze!" diye surat astı Duri.
"Sana iyi bir ceza lazım." dedi Solar soğuk bir gülümsemeyle.
"Ama çok eğlenceliydi!" dedim cılız bir sesle ve...
Sanırım bu son sözüm olacaktı...
Devam edecek...
Geçen haftaki bölüm bunun devamı niteliğinde. Ve sonraki hafta final bölümündeyiz!
İletişim: mercan.tasarim11@gmail.com
Hacebar'ın yazdığı versiyonunu hatiyazi.blogspot.com'dan okuyabilirsiniz.
Yorumlar
Yorum Gönder