KAYIP FIRTINA SİDE STORY- 1: A BAD BEGİNNİNG
Bunu okuyanlarınız iyi bilir. K.P Side Story'lerdeki en iyi Angst dozumuz.
A Bad Beginning:
Halilintar yavaşça göz kapaklarını aralıyor. İlk başta nerede olduğunu anlayamıyor. Ellerinin, kollarının ve ağzının bağlı olduğunu fark ettiğinde boğuk bir çığlık atıyor.
Son hatırladığı şey, üzerine eğilen kişinin dehşetten irileşmiş masmavi gözleri. Ancak şuan her taraf simsiyah.
"Günaydın tatlım. Ya da, iyi geceler mi demeliydim?"
Aniden bir kadın sesi duyuyor ve parlak bir ışık, gözbebeklerine binlerce iğne batıyormuş gibi hissetmesine neden olarak, etrafı aydınlatıyor.
Gözleri ışığa alıştığında, Poison Noir'i fark ediyor ve tüm kasları geriliyor. Onunla ilgili iyi anıları yok ve bulanık bir anı onu kaçıranın Noir olduğunu söylüyor.
Gücünü kullanmaya çalışıyor ancak hiç beklemediği bir şey oluyor. Elektrik Noir'i değil, kendisini çarpıyor ve onu zayıf düşürüyor.
P. Noir gülüyor ve sanki zararsız, zavallı bir yavru kediymiş gibi başını okşuyor. "Galiba bileğindeki metal bilekliği fark etmedin tatlım?"
Halilintar öfkeyle ona bakarken, dişlerini sıkıyor. Öfkesine hakim olmak zorunda, çünkü her elektrik kıvılcımı onun canını yakıyor. Hatta bu yüzden vücudunda küçük yanık izleri oluşmaya başlıyor.
Noir gülümsüyor ve onun saçlarını okşamaya devam ederken, "Seni kurtarabilecek kimsenin olmaması çok üzücü olmalı." diyor. "Herkes senin öldüğünü sanıyor, herkes senden umutsuz. Sen onlar için artık bir hiçsin."
Halilintar bağlarını çözebilme umuduyla çırpınıyor ancak başarılı olamıyor.
Noir üzerine eğiliyor, gözlerini onun gözlerine sabitlerken, "Kırmızı gözlerin büyüleyici derecede güzel, canım." diye devam ediyor. "Onların gözyaşlarıyla dolduğunu düşünsene, ne acıklı bir sahne! Galaksinin en güçlü kahramanlarının lideri için onur kırıcı bir durum, değil mi?"
Halilintar onun bunları kasıtlı olarak, savunmasını kırmak için söylediğini biliyor ama dayanamıyor. Gözlerini kapatıyor, elinde olmayan bir gözyaşı yanağından aşağı süzülüyor. Unutulmak onun bile kalbini kırıyor. Bir gün kurtulabileceğini, birinin onun kurtarabileceğini umabiliyor sadece.
"Zavallı çocuk." Noir Halilintar'ın akan gözyaşını siliyor ve ona sahte bir sevgiyle, sahte bir şefkatle bakıyor. "Birinin eline düşmek ve kurtulamayacağını bilmek çok kötü olmalı."
Halilintar aniden gözlerini açıyor ve ona kararlı bir bakış atıyor. "Öldür beni." diye fısıldıyor, kendini güçsüz ve hasta hissettiği için sesini yükseltemiyor.
Noir gülümsemeyi bırakıp ona saf bir şaşkınlıkla bakıyor. "Ne?"
Halilintar'ın kızıl gözlerinde biraz delice bir parıltı beliriyor. Duygusuz bir tonda, "Ne duruyorsun? Öldür beni." diye tekrarlıyor.
Noir gülümseyerek gözlerini kısıyor. "Bu kadar kolay olduğunu mu sanıyorsun? Hem o da olacak, merak etme. Her şey sırasıyla..."
"Dur!"
Halilintar hızla başını kaldırıyor, onun gözleri şaşkınlık ve merakla girişe sabitlenirken; Noir'in gizli sığınağı olan ağacın kovuğuna altı kişi doluşuyor. Onlar yedizler...
Halilintar nefesini tutuyor. Bu kadar kolay kurtulabileceğini hiç ummuyordu.
Ancak bir tuhaflık var.
Koyu mavi giysili, lider konumunda gibi görünen kardeş kaşlarını çatarak etrafa bakıyor ve, "Sanırım yanılmışız. Burada değil." diyor. Koyu mavi gözleri hayal kırıklığıyla parlarken, arkasını dönüyor. "Geri dönüyoruz."
"Bekleyin—bekleyin, buradayım!" Halilintar korkuyla bağlarını hızlıca çözüyor ve elini uzatarak, koyu mavi giysili gencin bileğini kavrıyor. "Bekle—" Ancak elinin gencin içinden geçtiğini fark ettiğinde, donup kalıyor.
Koyu mavi giysili genç dönüyor ve ona acı dolu bir bakış atıyor. Ancak gülümsüyor. Acısını belli etmek istemediği zamanlarda yaptığı gibi. "Tabii ya... Burada değildi..." Ve ağzından sessiz bir hıçkırık kaçıyor.
Sonra sesi yavaşça azalıyor ve hologramı piksellere bölünerek, yok oluyor.
Halilintar yok olan hologramın siluetine bakakalırken, yanında beliren Noir tüm gücüyle kahkaha atıyor. "Ah tatlım, o küçük umudun çok sevimli! Gerçekten kurtulacağını mı düşünmüştün?"
Halilintar tıslayarak ayağa kalkıyor. Ağzındaki bağdan da az önce kurtulduğu için, "Seni alçak!" diye bağırıyor. "Bana işkence etmek için yaptın!"
"Öyle." diyor Noir gülümseyerek. "Sana umutlu olmamanı söyledim ama, değil mi?"
Halilintar'ın çenesini tutuyor ve yüzünü kendi yüzüne doğru çekiyor. Yılansı siyah gözlerini, onun kızıl gözlerine dikiyor. "Onlar ben ne zaman istersem o zaman seni görebilecekler. Ve sen de öyle... Yani belki de... Hiçbir zaman!"
Halilintar kardeşleri için ağlayacağını hiçbir zaman düşünmemişti ancak şuan alt dudağı titriyor. Başını eğiyor ve gözyaşlarının akmasına izin veriyor. Son umudu da söndüğü için, tamamen umutsuzluğa düşüyor.
"Ah, tatlım." Noir gülümsüyor ve siyah bir mendille Halilintar'ın gözyaşlarını siliyor. "Üzülme, burada sonsuza kadar yaşayabilirsin. Benim misafirim olarak..."
"...Yani demek istediğin, tutsağım olarak."
Son.
Embéria Aéris.
Bunu tekrar yazmak zorunda kaldığıma inanamıyorum. BİR aksilik yaşanmaması gerekiyordu.
Ve evet, Noir Halilintar'ı sevmiyor. Ona kullanıp atacağı bir kukla gözüyle bakıyor ama aynı zamanda değerli bir kukla. K.P'de ona ne olduğunu söylemeyeceğim elbette... :D Sadece, Noir'in ona nazik davranma sebebi bu. Muhtemelen Halilintar tamamlaması istenen görevlerini tamamlayana kadar Noir ona çok iyi bakacaktır. Ama sonrasında ne yapabileceğini kim bilebilir? 🙄
İletişim: mercan.tasarim11@gmail.com
Yorumlar
Yorum Gönder