KAYIP FIRTINA- 7 (REWRİTE)
7: Seni Tehdit Ediyorum Ama Seni Korumak İçin
Halilintar başında bir ağrıyla uyandı. İnledi ve uzandığı yerde büzüldü. Biraz ovuşturarak kendini rahatlatabilmek amacıyla elini başına götürdü ve başının sarılı olduğunu fark etti.
Ne olmuştu?
Gittikçe netleşen sesler duymaktaydı ama aklını oraya veremiyordu. Başındaki acı aniden keskinleşmişti. Boğuk bir sesle tekrar inledi ve bir elinden destek alarak doğruldu. Yattığı şeyin düşündüğü şey değil de, bir kanepe olduğunu fark edince kafası iyice karıştı.
Neredeyim ben?... diye düşündü başının zonklamasını görmezden gelmeye çalışarak. Bu sırada gözü yanına bırakılmış buz paketine çarptı ve onu alıp başının en çok ağrıyan kısmına bastırdı. Acısı uyuşmuştu.
"Sen, bana bak! Neden Blaze'i engellemediğini hemen açıkla!"
İrkildi ve başını kaldırıp, sinirli bir şekilde kendisine bakan Gempa'ya uyuşuk bir bakış attı. "Ben mi?..."
"Evet sen!" dedi Gempa sinirlenerek. "Neden Blaze'i dinledin? Senin sağduyulu kişi olman gerekiyordu!"
Ne olduğunu anlamasa da doğrulup düzgünce oturdu ve Gempa'ya kafa karışıklığı dolu bir bakış attı. "Şey... Ne yaptım ki?"
Gempa elini alnına vurdu ve kendi kendine bir şeyler homurdandı. Zaten başı zonklayan Halilintar onun söylediklerini pek duyamadı ama 'geçici hafıza kaybı' ve 'beyin sarsıntısı' benzeri bir şeyler yakalamayı başarmıştı.
"Ne oldu ki?..." diye mırıldandı uyuşuk bir şekilde. Beyin sarsıntısının tam olarak ne olduğunu şuan hatırlayamıyordu ama önemli olan bu değildi. Ne yaşadığını öğrenmesi gerekiyordu.
"Ah, biliyorum, merak ediyorsun." dedi Gempa alaycı bir şekilde, aşırı sinirli olduğunda kinayeli konuştuğunu hatırlamayan Halilintar ise gülümseyerek başını salladı. "Ne oldu biliyor musun? Blaze seni resmen havaya uçurdu ve sonra aşağı düştün. Düşerken de başını çok sert vurdun. Peki ne cesaret buna izin verdin? Neden ona uydun ha? Ne—"
"Gempa, bu onun fikri değildi..." diye mırıldandı Halilintar suçluluk ve biraz korku içerisinde. "Bu benim fikrimdi. Şey... Szcéi'ye gitmek için."
Gempa bir an sustu, gezegenin ismi ona istenmeyen anıları hatırlatmıştı. Derin bir iç çekti ve yaklaşıp, oturduğu koltuğun önünde durdu. Kahverengi gözleri hiç olmadığı kadar boş görünüyordu. "Oraya gidemezsin Hali."
Halilintar onun aşırı sakin ama aşırı soğuk ses tonu karşısında şaşırdı, fakat sonra kaşları hafifçe çatıldı. "Ne yazık, çünkü gitmem gerekiyor." dedi gülümseyerek.
Gempa onun bu alaycı tonu karşısında ondan daha şaşkın göründü -eski Halilintar'ı hatırlamıştı bir an- fakat hemen kendini toparladı ve ellerini yavaşça yumruk yaptı. "Gidemezsin."
Halilintar derin bir nefes aldı ve ayağa kalktı. Boyu Gempa'ya kıyasla daha uzundu fakat Gempa daha yapılıydı (kendisi son zamanlarda çok zayıflamıştı). İç çekti ve başını ovuşturarak—hala ağrıyordu çünkü, "Bu konuşma bir yere varmayacak." dedi. "Gidip yukarıda dinlenmeye devam edeceğim—"
Gempa onu omuzlarından yakaladı ve alçak sesle, "Bir daha bunu yapmayı aklından bile geçirme." diye uyardı.
Halilintar omuz silkti ve umursamaz bir tavırla ellerini iki yana açtı fakat ona dönmedi.
"Yoksa seni balonlarla dolu bir odaya kilitlerim." diye tehdit etti Gempa yorgunca, elindeki son kozu kullanıyor gibiydi.
Ve işe yaradı. Halilintar ürperdi ve hızlıca başını salladı. Gempa da sonunda onu bıraktı ve yukarıya çıktı.
Halilintar neye uğradığını çözebilmiş değildi. Bu neydi şimdi? Tehdit edilmişti??? Hem de öz kardeşi tarafından????
"Demek azar yedin, ha? Ne yapacaksın, Gempa işte..."
Başını çevirip baktı ve diğer koltuklardan birinde oturan Solar'ı gördü. Çocuk kitabını bırakmış, kendisine bakıyordu.
Ona yorgun bir bakış attı ve kendini kanepeye bıraktı. "Bir an beni öldürecek sandım..."
"Eh, seni kelimeleriyle öldürdü zaten." dedi Solar alaylı alaylı gülerek. "Her neyse. Yarın kim gelecek biliyor musun? Hayır mı? Tamam, bunu bekliyordum... Ablamız Iman ve en küçük kardeşimiz Gelap geliyor."
"Ben büyük biri..." diye mırıldandı Halilintar, nedense rahatsız olmuş gibi görünüyordu.
"Normalde bu gerçeği kabul etmiyordun zaten." dedi Solar gözlerini devirerek. "Hatta ona adıyla hitap ediyordun. Bir keresinde de akraba olmadığımızı öne sürmüştün ama bu doğru değildi."
"Eskiyi hatırlamanın bir faydası yok sanırım." diye homurdandı memnuniyetsizce.
"Yok zaten." dedi Solar, kitabına devam etmeden önce ona kısa bir bakış attı. "Sadece uyarıyorum, yine aynı iddiada bulunma."
"Tch, görmediğim insanlarla mı uğraşacağım?... Daha neler..." diye söylendi Halilintar ama Solar onun yanaklarının hafifçe kızarmış olduğunu fark etti. Fakat hemen ardından kaybolmuştu.
Solar kaşlarını çattı ve kitabını okumaya devam etmeden önce, kendi kendine mırıldandı.
Neydi o?
Devam Edecek...
Oh, çok rahatladım—şey, hikayeyi erkenden bitirdiğim için.
Ve yarın Overlapping Storms! Hahahahahahaa! Duydum ki Beliung çok şüpheliymiş. Pekala, ben kabul ediyorum çünkü öyle. Aslında ben başından beri Beliung hakkında ipuçları veriyordum ama elbette yakalaması çok zor ipuçlarıydı.
İletişim: mercan.tasarim11@gmail.com
Yorumlar
Yorum Gönder