EMİLY NASIL GÜNÜN SONUNDA SİNİRLENEN KİŞİ OLDU?
Emily için sıradan bir gündü. Hani kalkıp okula gittiğiniz ama yine de mutlu hissettiğiniz günler var ya? Ondandı işte. Halilintar'la aynı okulu paylaşmasa da, hayatından memnundu.
Eh... O şeyi görene kadar kafasında pek bir şey yoktu yani.
"Aaaaa—sana ne olmuş böyle???"
Neyse ki, bahsedilen şey bir insan değildi. Ama...
Emily eğildi ve kaldırımın kenarında duran kedinin başını okşadı. Hayvan ise, garip bir şekilde tepkisiz kaldı ve donuk bir şekilde ona bakmaya devam etti.
"Sen Hali'nin kedilerinden misin yoksa? Yok yok, değilsindir ya... Onun kedileri çok bakımlı oluyor." dedi Emily, sonra dediğinden utanarak kızardı. Kediye hakaret etmek istemezdi ama temiz görünmüyordu. Hem de hiç.
Yine de onun için üzüldüm, değil mi?... diye düşündü ve rahatladı. Bir yandan zavallı hayvancığın başını okşarken, diğer eliyle de telefonunu açtı ve Halilintar'ın numarasını girdi.
"Umarım dersi bitmiştir..." diye mırıldandı, tedirgince 'aranıyor' yazısına bakarken.
Neyse ki Halilintar hemen aramayı cevapladı.
"Evet?"
"Assalamualaikum Hali... Okuldan yeni çıktım da, burada bir kedi buldum. Senin kedilerinden biri olabilir mi?" Emily kedinin bir fotoğrafını atarken, üzgünce, "Çok bitkin görünüyor." diye ekledi.
Halilintar bir süre sessiz kaldıktan sonra, "Benimkilerden değil." dedi. Sonra tekrar uzun bir sessizlik oluştu.
"...Ama onu veterinere götürmeliyiz." diye ekledi alçak sesle. "Gerçekten iyi görünmüyor."
"Seni bekleyeyim mi?" diye sordu Emily saate bakarken.
"Olabilir. Önce konumunu at."
Emily ne yaptığından emin değildi ama Halilintar tam iki dakika sonra yanında belirdi. Biraz nefes nefese gibiydi ama olmayabilirdi de, kesin bir şey söylemek mümkün değildi. Genellikle pek göstermediği bir naziklikle, kedinin vücudunu kontrol etti. En azından görünürde bir yaralanma yok gibiydi. Öyleyse bu kedinin sorunu neydi? Bunu bir uzmana danışmadan öğrenmek imkansızdı.
Kediyi dikkatlice kucakladı ve ona bakmadan, "Geliyor musun?" diye sordu.
"Elbette, ne olduğunu merak ediyorum." dedi Emily endişeli bir tonda, aynı zamanda kötü bir şey olması durumunda Halilintar'ın duygularına hakim olamayacağından da korkuyordu ama bunu ona söylemedi tabii ki.
"...İyi." Alışılmadık bir şekilde Halilintar onunla tartışmadı ve veterinere kadar da ağzını bıçak açmadı. Emily onun bir eliyle sürekli, teselli edercesine kedinin başını okşadığını görmese kucağındaki kediyi umursamadığını düşünürdü ama görüyordu işte. Kendi tabiriyle, şefkatli Halilintar'ın ortaya çıktığı nadir zamanlardan biriydi.
Veterinere geldiklerinde kediyi kontrol etmeleri için teslim ettiler ve beklediler.
Sonuç pek de iyi değildi.
"Durumu maalesef iyi değil. Elimizden geleni yapacağız elbette ama kurtulma olasılığı düşük. Yine de ümidinizi kaybetmeyin, şifa Allah'tan..."
Ne var ki yapılması gereken tedavinin fiyatı dudak uçuklatacak cinstendi. Emily fiyatı duyan Halilintar'ın yüzünde beliren ifadeyi görünce yüreği sızladı. Halilintar'ı böyle görmek Halley kuyruklu yıldızının geçişi gibi nadir görülen bir durumdu. Ağlamıyordu belki ama üzüldüğünü anlamak mümkündü.
"Hadi gidelim."
Gözlerini kırpıştırdı ve Halilintar'a baktı. Yüzü az önce gördüğünün aksine nötr ve ifadesizdi. Emily'nin kafası karışmıştı. Halilintar biraz bıkkın bir tavırla homurdandı ve onu kolundan tutarak dışarı sürükledi. Eve yürürken ise, ikisi de sessiz kaldı.
Emily evine girmeden önce arkadaşının omzuna hafifçe vurdu ve gülümseyerek el salladı. Bu gülümsemesi normalden daha farklı, daha sıcak bir gülümsemeydi ama Halilintar'ın buna dikkat edip etmediğini bilmiyoruz.
Emily evine girince, Iman aracılığıyla hemen Taufan'a mesaj attı (yedizlerin Halilintar'ın yanına gönderdikleri casustu o XD).
-Emily kişisinden Taufan kişisine-
"Halinin morali çok bozuk. Lütfen onu sıkıştırmayın, yalnız kalmak istediğinden eminim"
-Taufan kişisinden Emily kişisine-
"Tamamdır, o iş bizde ;P"
Her ne kadar Taufan böyle demiş olsa da, olayı merak ettiğini tahmin etmek zor değildi. Muhtemelen uygun bir zamanda ona soracaktı ama o uygun zaman şimdi değildi tabii.
...
Ertesi gün okul çıkışı ikili yine buluştular ve veterinere yürüdüler.
"Bugün etüt dersin yok muydu?" diye sordu Emily sessizce.
"Boş ver gitsin..." diye karşılık verdi Halilintar umursamazca ama veterinere yaklaştıkça daha da geriliyor gibiydi.
Sonunda geldiler ve içeri girip oturdular. Görecekleri doktor müsait olmadığı için bir süre beklediler.
"Tedavinin masrafını nasıl karşılayacaksın?" diye sordu Emily dikkatlice. Böylesine gergin olduğu bir zamanda onu kızdırmak istemezdi.
"Bir şekilde halledicez işte... Bilmiyorum." diye cevapladı Halilintar kayıtsızca. Cümlenin başı kendi düşüncelerinden kopmuş olmalıydı, o genellikle bu kadar açık sözlü değildi.
Doktor sonunda yanlarına geldiğinde, Emily'nin dudakları gerildi. İyi bir haber alacaklarından emin değildi.
Kadın üzgün bir ifadeyle bir ona bir de Halilintar'a bakarak, "Elimizden geleni yaptık çocuklar ama..." dedi yaşlı gözlerle. "Ama ölüverdi işte. Onun için çok geç kalınmıştı."
Emily üzgün hissetse de, şuan Halilintar'a odaklanması gerekiyordu. Duygularına hakim olabilecek miydi yoksa... Acaba duygularına hakim olamasa ne olurdu ki?
(İçinden kendine kızdı, Halilintar'ı denek olarak kullanmayı bıraksa gerçekten iyi olurdu).
"Ödemeyi nereden yapabiliriz?" diye sordu Halilintar soğukkanlı bir ifadeyle ve kadının yönlendirmesiyle, danışma bölümüne gitti. Tüm bunları hallettikten sonra hala gayet normal görünüyordu ve bu Emily'i biraz korkuttu. Acaba normal insanlar da böyle miydi yoksa bu Halilintar'a has bir özellik miydi?...
"Şey, sen iyi olduğundan emin misin?" diye sordu, hala çıkışta duruyorlardı (niye yürümeye başlamamışlardı ki?).
Halilintar omuz silkti, belki de konuşmaması bu yüzdendi. Emily "Duygusal Olmayan Birinden Beklenebilecek Tepkiler" adlı bir kitap yazmayı düşünse de, bunu şimdilik bir kenara koymalıydı.
Evine varır varmaz, telefonunu kontrol etti ve Taufan'ın kendisine mesaj yazmakta olduğunu gördü.
-Taufan (yazıyor)-
Emily??! Hali şimdi eve girdi ve daha girer girmez bana patladı!
Onu kızdıracaksan en azından başka bir zaman kızdır dostum
Cidden, bir şey mi oldu?
-Emily (yazıyor)-
Şeyyyyy kedi öldü.
Üzgün olabilir mi?
Amaan neyse
Sonra sen niye anlattın ki ona diye kızıyor bana
Boş ver Fan
-Taufan (yazıyor)-
Ben öğrenirim bir şekilde >:(
HALİ BENDEN KURTULAMAZ!!!!
ASLAAAAAAAAA
Emily kendini üzgün hissetse de, güldü. Taufan gerçekten de insanları her zaman güldürmeyi başarıyordu. Kendisini de böyle güldürebilse güzel olurdu, diye iç çekti biraz üzgünce ve Halilintar'a mesaj atmak için telefonunu tekrar açtı.
-Emily dari Scienza çevrimiçi-
Haliiii
Evdesin biliyorum
Merak etme, pencerende değilim XD
Neyse
İyi misin?
-Pikachu çevrimiçi oldu-
Evdeyim
O pencereye çıkarsan ölürsün
Napcan?
-Emily dari Scienza (yazıyor)-
Yaa Hali yaaaaa
Ufff
Cevap vermiyceksin tamam
Kabul
Güle güle
-Pikachu (yazıyor)-
👋
-Emily dari Scienza (yazıyor)-
Iyyyyy Haliiiiiiii
Kapat telefonu
Kapat!!!!
-Pikachu şu mesaja 👍 bıraktı: "Kapat!!!"-
Bir gün daha sona ermişti ve günün sonunda sinirlenen Emily olmuştu.
Son.
Embéria Aéris.
Eh, bir şeyler denedik işte.
İletişim: mercan.tasarim11@gmail.com
Yorumlar
Yorum Gönder