OVERLAPPİNG STORMS- 50
Sanki bir araya giricez yine ama nasip :D zaten 60. bölümde bitirmeyi düşünüyorum deyip devam da edebilirim ama etmeyebilirim de.
26 Mart'ta Overlapping Storms'u yazmaya başlayalı bir yıl olacak. Biliyor muydunuz?
50: En İyi Dostum
"Majesteleri... Anneniz sizi çağırıyor."
"Hmm? Ah, merhaba Maripos!"
O ana kadar ciddiyetle önündeki kitabın resimlerine bakan küçük çocuk -ki o, Taufan'dan başkası değildi- neşelendi ve kitabı bırakarak, bu tarz şeylere hiç alışkın olmayan Maripos'un boynuna atladı. O istemsizce prensi sıkıca tutarken, Taufan neşeyle dışarıyı işaret etti. "Hadi gidelim~!"
"Ağabeyinizi de çağırmam gerekiyor Majesteleri." dedi Maripos ciddiyetle fakat bu cevap Taufan'ın neşesini biraz olsun azaltmadı. Aksine daha da neşelendi ve onun kucağından yere atlayarak, hemen yan odanın kapısını tıklattı—yani, aslında tıklatmaktan ziyade, vurdu. "Abang! Gelsene, annem seni çağırıyor!"
"Burada olmayabilir." dedi Maripos gülmemek için kendini tutmaya çalışarak. "Çalışma odasında olma ihtimali çok yüksek."
"Hayır, burada." dedi Taufan gülümseyerek ve büyük kapıyı ittirip açtı.
Gerçekten de Beliung oradaydı (Taufan nasıl anlamıştı?). Sadece odasındaki masanın başında uyuyakalmıştı.
"Yine çok çalışmış." dedi Taufan birini taklit ettiğini fark etmeden ve uyuyan Beliung'un omzunu dürttü. Tepki gelmeyince derin bir nefes aldı ve—
"Abaaaaang!"
(Y.n: Kardeşiniz beş yaşındaysa gerçekten böyle oluyor. Bunun için prens olmaya gerek yok.)
Maripos istemsizce ellerini kulaklarına götürürken, dehşet içerisinde Taufan'a baktı. İkinci prensin boyundan daha büyük bir sesi vardı.
Anlaşılan Beliung da aynı fikirdeydi, çünkü başını kaldırmış, sersem bir ifadeyle Taufan'a bakıyordu. "Hı? Ne oldu?"
Taufan az önce bağıran kendisi değilmişçesine tatlı ve masum bir sesle, "Annem çağırıyor." dedi.
"Ha, öyle mi?... Geliyorum." Beliung kalktı ve elini tutup kendisini çekeleyen Taufan'ı takip etti. Tamamen uyanık olup olmadığıysa, şüpheliydi.
Annelerinin odasına geldiklerinde, iki prens içeri girdiler ve saygı kuralları neticesinde hafifçe dizlerini kırdılar (Taufan Beliung'u taklit etmeye çalışırken neredeyse düşüyordu).
"Bir sorun mu var anne?" diye sordu Beliung ciddiyetle.
"Hayır, her şey yolunda." dedi Kuputeri gülümseyerek. "Sadece komşu gezegen Gur'latan'la bir görüşmemiz olacak. Elbette resmi bir şey ama Voltra ve Halilintar da gelecek, bu yüzden—"
"Anlıyorum. Bizim de yanınızda bulunmamız gerekecek." diye tahmin etti Beliung ve hafifçe başını salladı. "Sorun değil. Görüşme ne zaman?"
"Bugün."
"...Ah."
...
"Windara'ya hoş geldiniz. Lütfen içeri buyurun, annem sizi bekliyor."
Taufan merak ve şüphe karışımı bir ifadeyle ağabeyine baktı. Neden bu kadar nazik ama... Neden işte? Çok tuhaf davranıyordu sanki?
"Taufan, hadi gel."
Hemen ağabeyinin peşinden koştu fakat onun tavırlarındaki bu ani değişiklikleri hala anlamlandıramamıştı (bunun karşılama usulü olduğunu daha sonra öğrenecekti).
İki gezegenin yöneticisi ciddiyetle el sıkıştıktan sonra, oturdular ve konuşmaya başladılar. Can sıkıntısı içerisinde onları dinleyen Taufan ağabeyinin ortalıktan toz olduğunu fark etti ve huzursuzca kıpırdandı. O niye annesinin yanında oturmak zorundaydı öyleyse? Sohbetleri ilgi çekici bile değildi!
Neyse ki yalnız değildi. Gur'latan'lı diğer prens de annesinin yanında oturuyordu ama o, Taufan'a kıyasla daha hareketsiz ve ciddiydi.
Sıkılmıyor mu acaba? diye düşündü Taufan merakla mutsuzluk karışımı bir hisle. Ağabeyi de bu asık suratlı prensin ağabeyiyle birlikte miydi acaba?
"Taufan, eğer istersen Halilintar'a burayı gezdirebilirsin."
Düşüncelerinden sıyrıldı ve annesine baktı. Sonra bir de Halilintar adlı prense baktı. "...Peki?"
Ayağa kalktı ve prense dik dik bakmayı sürdürdü. Bir hatasını görse hemen zihnine kaydedecek ve uygun bir zamanda -yalnız oldukları bir zaman olurdu bu- onunla dalga geçecekti.
Ne var ki prensin hareketleri kusursuzdu. Başını hafifçe eğerek ona dik dik bakmaktan kaçındı ve, "Önden buyurun Majesteleri," diyerek ona saygı duyduğunu belirtti.
(Gur'latan'lı kardeşler Windara'lılardan dört yaş büyüktür. Misal olarak, Beliung on ise, Voltra on dörttür. Bu yüzden Halilintar Taufan'a kıyasla daha mükemmel ve ağırbaşlı davranışlara sahiptir.)
Yine de Taufan ondan hoşlanmamıştı. Yaşı büyük ya, beni küçümsüyor kesin, diye düşündü ya da sadece hissetti, çünkü bunu düşündüğünün farkında bile değildi.
Bir süre amaçsızca onu dolaştırdı, bazı yerlerde hatırladığı anılarından bahsetti ve... Sonunda bitkin düştü.
"Sanırım yoruldun." dedi Halilintar gülümseyerek.
"Yorulmadım. Yorulmadım işte." diye çıkıştı Taufan öfkeyle—zaten içten içe ondan hoşlanmamıştı.
"Ah hadi ama, dürüstlük bir prens için çok önemlidir." dedi Halilintar ciddileşerek fakat Taufan öfkeyle ayağını yere vurunca ciddiyetini koruyamadı.
"Gülme! Gülmeeee!" Taufan iyice sinirlenirken, Halilintar kıkırdamayı sürdürüyordu.
İkilinin ilk diyalogları buydu.
"Taufan. Ne yapıyorsun?"
Taufan bir anlığına kızmayı bıraktı ve başını çevirip, kendisine seslenene baktı. Ağabeyinin kollarını kavuşturmuş, onaylamaz bir ifadeyle kendisini izlediğini görünce donup kaldı.
"Misafirimize nazik davranmalıydın—" dedi Beliung fakat daha cümlesini tamamlayamadan, Halilintar kıkırdadı ve kolunu Taufan'ın omzuna atarak, "Bana gayet iyi davrandı bence." dedi. "Voltra'nın eğitimlerine kıyasla sevimli bile denebilir."
Voltra ima ettiği şey yüzünden ona buz gibi gözlerle bakarken, Taufan küçük yumruklarıyla kendisine sevimli diyen Halilintar'ın omzuna vurmaya başladı. Bir yandan da, "Hayır! Tatlı değil!" diye bağırıyordu. "Sana kızıyorum!"
"Olabilir, bence sıkıntı yok."
Taufan durdu ve bir an nefes nefese ağabeyine baktı, sonra tekrar Halilintar'a vurmaya başlarken, "Senin canın dayak istiyor sanırım!" dedi ve bu o ana kadar bir gram olsun gülümsemeyen Voltra'nın kahkaha atmasına neden oldu.
"Bu kötü oldu sanki." dedi Beliung mahcubiyet içerisinde—çünkü bu söz ona aitti.
"Sadece sanki mi? Kardeşin açık açık seni ifşa etti Bel." dedi Voltra hafifçe sırıtarak. "Kesinlikle çok tatlı bir çocuk."
"Umarım Halilintar'a hep böyle kötü davranmaz..." diye iç çekti Beliung başını ovuşturarak.
"Yakın gelecekte iyi anlaşacaklarını sanmıyorum... Ama ileride muhtemelen çok iyi arkadaş olacaklar." dedi Voltra sakince ve göz ucuyla arkadaşına baktı. "Yine de fazla umutlara kapılmasan iyi olur. Malum, sen fazla iyimsersin."
"Hiç de değil. Olumlu düşünmek ne zamandan beri iyimserlikmiş?" diye karşı çıktı Beliung ama oldukça rahat görünüyordu. "Öyle bile olsa, önemli değil. Taufan'ın arkadaşa ihtiyacı var."
"Evet. Desteğe ihtiyacı var." dedi Voltra bu sefer karşı çıkmadan ve ikisi de hala tartışan kardeşlerini izlemeye devam etti.
...
"Beni yanlış anladın Taufan—"
"Neyi yanlış anladım? Beni hiç dinlemiyorsun! Soru sorduğumda beni geçiştiriyorsun! Benimle oynamıyorsun!... Beni sevmediğini duymuştum ve artık ikna oldum."
"Taufan—"
"Çık odamdan."
"A-ama—
"Konuşmak istemiyorum!"
"Hmm... Anlıyorum." diye mırıldandı Halilintar, bakışlarını kucağına dikmiş olan arkadaşına bakarken ifadesi hala kayıtsızdı.
"Anemosis nöbetlerim zaten bana yeterince sıkıntı çıkarıyor. Bir de bu... Her şey böyle devam ederse ne olacak?" dedi Taufan yorgun bir tonda.
"Beliung'a karşı nasıl böyle bir fikre kapıldın bilmiyorum ama dürüst olacağım Taufan... Seni desteklemiyorum." dedi Halilintar ciddiyetle.
Taufan başını kaldırdı ve ona hayal kırıklığıyla keder karışımı bir bakış attı. "...Sen de mi?"
"Hey, bana öyle bakma." dedi Halilintar kaşlarını çatarak ama gülümsüyordu. "Bak, Beliung senden nefret ediyor olamaz. Kendi kendine kuruntu yapmamalısın. Onunla konuşmalısın en azından."
"Denedim. Her seferinde meşguldü." dedi Taufan sesi yükselirken, tekrar sinirlenmeye başlamıştı. Başını kaldırdı ve arkadaşına baktı, mavi gözleri onun yaşındaki birine kıyasla çok soğuk, merhametten yoksun görünüyordu. "Artık umursamayacağım Halilintar. Benden nefret ediyorsa, ben de ondan nefret edeceğim."
Halilintar yalnızca sessiz bir iç çekti, Taufan bir şeye karar verdikten sonra kim onu tersine ikna edebilirdi ki?
...
"..."
"Belki de sakin olup konuşmaya başlamalısın." dedi Voltra buz gibi bir ciddiyetle. Soğuk davranmaktan ziyade, kişiliği tamamen böyleydi ama o an zaten acı içerisinde olan Beliung bunu düşünemediği için, daha da kötü hissetmişti. "Ne diyebilirim?... Taufan ondan nefret ettiğimi düşünüyor. Bu yeterince kötü değil mi?"
"Hayır. Kraliyet ailelerinde bu tarz anlaşmazlıklar ve kavgalar çok doğaldır." dedi Voltra etkilenmemiş bir ifadeyle. "Senin sorunun, her şeye gereğinden fazla bağlanman Bel. Bir gün tahta geçtiğinde bile böyle davranırsan genç yaşta, sadece hizmetkar olduğunu düşünüp sevdiğin bir casus tarafından öldürülmen çok olası."
"Çok dramatik bir hikaye." dedi Beliung homurdanarak.
"Gerçek bu, aşırı dramatik biri olduğunu kabul etsen iyi olur." dedi Voltra sertçe. "Taufan seni sevmeyebilir. Sevmek zorunda da değil. Ona takılıp kalamazsın, sırf bu yüzden hayatını durduramazsın Beliung."
"Ama seviyordu! Neden birdenbire değişti, anlamıyorum." dedi Beliung acı içerisinde. "Biz iyi anlaşıyorduk—"
"İlişkiler her zaman mükemmel ilerlemez." diye sözünü kesti Voltra ciddiyetle. "Taufan'a biraz zaman vermelisin. Eğer üzerine gidersen yalnızca daha da fazla sinirlenir."
"..."
Voltra iç çekti ve arkadaşının omzuna hafifçe vurdu. "Kendine de biraz zaman ayırmalısın Bel. Kendine fazla yükleniyorsun. Veliaht prenssin, evet ama galaksinin yöneticisi değilsin..."
"Biraz dinlen, Beliung."
...
"Biliyor musun? Voltra'yı çok özledim." dedi Beliung hüzünlü bir iç çekerek. "Sonuçta en iyi dostum ve sırdaşımdı... Şimdi... Ah. Öldüğüne gerçekten inanamıyorum."
"Eskiden kişilere fazla bağlanmak gibi kötü bir huyun vardı ve yirmi dört yaşına geldin, bu huyun biraz olsun değişmedi." dedi Taufan kayıtsızca.
"Hadi oradan. Eğer Halilint—"
"Onun adı artık Voltra." diye düzeltti Taufan aynı kayıtsızlıkla.
"Her neyse işte, eğer o da ölseydi seni görürdük. Yıllarca yastan çıkaramazdık, kalıbımı basarım." dedi Beliung ve hafifçe kıkırdadı.
Taufan bu espri karşısında yalnızca ona boş boş baktı. "Yani... Bunun neresi komik?"
Beliung gülmeyi bıraktı ve parmağını ona doğrultarak, "Az önce kişilere fazla bağlandığımı söylememiş miydin?" dedi. "Eğer komik değilse sen de benden farksızsın demek ki, değil mi?"
"Şaşırtıcı değil. Aynı kanı paylaşıyoruz." dedi Taufan kısaca ve ayağa kalktı. İç çekti ve gitmeden önce alçak sesle, "Beni ararsan çadırımda olacağım." dedi. "Yorgunum."
Beliung zaten onu çok iyi tanıdığı için sorgulamadı ama onun bu tükenmişliğini fark eden tek kişi o değildi.
"Abang Taufan'ın nesi var?" diye sordu Angin, birlikte akşam yemeğini yerlerken. "Doğru dürüst ne yemek yiyor, ne de dışarı çıkıyor."
"Taufan'ın bedeni ve zihni sonunda ona direnmeye başladı." dedi Beliung iç çekerek. "Basitleştirmek gerekirse, artık bedensel ve zihinsel olarak tükendi. Yıllardır asla kaldıramayacağı ama mucizevi bir şekilde kaldırmayı başardığı ağır sorumluluklar taşıyor. Artık bu sorumlulukları yarı yarıya benimle paylaştığı için rahatladı ve aynı zamanda ne kadar yorgun olduğunu fark etti... Açıkçası bu zamana kadar fark etmemiş veya destek istememiş olması beni hem şaşırttı, hem de etkiledi ama ondan başka ne beklenir ki?"
"Neden bahsettiğini hiç anlamadım abang ama boş ver." dedi Angin gülerek. "Umarım abang Taufan iyi olur."
Beliung iç çekti. "İyi olabilmesi için kötü olduğunu kabul etmesi lazım ve biliyorsun..."
Başını çevirdi ve daha sessiz bir köşede, normale kıyasla çok küçük bir tabaktaki yemeğini yavaş yavaş yiyen Taufan'a baktı. "O kötü olduğunu asla kabul etmiyor."
Devam Edecek...
Ah, ne bölüm ama. O kadar da kötü değilmiş aslında XD sanırım geçen hafta hiç yazasım olmadığı için kötü gelmişti. Neyse. Şimdi gitmeliyim, hala çok işim var!
Gitmeden önce, son bir şey daha. Geçmiş kısmında bahsedilen Halilintar, aslında Voltra olarak bildiğiniz kişi. Sadece, en büyük ağabey öldükten sonra, Voltra ismini kullanmaya başladı ve dolayısıyla aslında Petir -ya da başka bir şeydir, bilmiyorum, boş verin- olan kardeşe de Halilintar demeye karar verdi. Angin'in çok eğlenceli bulduğu Halilintar, ailesinin sonuncu üyesi ve geçmiş bölümünde -yani Taufan'ın beş yaşında olduğu kısımda- henüz doğmamıştı.
Pekala, artık gidebilirim ama önce biraz ellerimi dinlendireceğim. Sağ elim ağrıyor! XD
İletişim: mercan.tasarim11@gmail.com
Yorumlar
Yorum Gönder