EN GÜZEL DOĞUM GÜNÜ HEDİYESİ
Bu hikaye, En Harika (!) Doğum Günü Hediyesi'nin 2. bölümüdür. Bahsedilecek seri ve karakterler:
Yaş (16) Sadist Taufan, İn White (Beklemede)
Yaş (6), Taufan, Ana Rutubeti-AR (Beklemede)
Yaş (11) Taufan, Elemental Masters/Elementals (Beklemede)
Yaş (16) Yetim Taufan, Lies (Her an devam edebilir)
Yaş (19) Ⅱ. Windara Prensi Taufan, Overlapping Storms-OS (Devam ediyor)
Yaş (?) Taufan, Should Hurt You-Shy (Beklemede)
Yaş (27) Psikolog Taufan, Beacon of Light (Beklemede)
Yaş (15) İkinci Yediz Taufan, Kayıp Fırtına-KF (Sona Erdi)
Hikayede ana karakter Kayıp Fırtına'dan Taufan'dır.
2: Tüm Taufanlar
Taufan buraya nasıl düştüğünü bilmiyordu.
Geniş, metalden yapılmış duvarları olan bir odada açmıştı gözlerini. Etrafında farklı yaşta bir sürü erkek vardı ve... Hepsinin adı Taufan'dı.
Bunun verdiği sersemlikle yarım saattir etrafa boş boş bakıyordu.
"Hey, bu kadar gerilmene gerek yok Taufan." dedi hoparlörden bir ses ve bu Taufan'ın şaşkınlıkla başını kaldırmasına neden oldu. "Embéria?"
"Evet cınıığm, beni mi aramıştınız?" dedi Embéria biraz kendini beğenmiş bir tonda fakat hemen ardından normal ses tonuna geri döndü. "Doğum günü hediyeni nasıl buldun?"
"Korkunç. Benden başka Taufanların da olduğunu bilmiyordum." dedi Taufan dehşet içerisinde odadakileri işaret ederek.
"Baksana ne güzel ama. Hadi hepsiyle tanış." dedi Embéria neşeyle. "Kimisinin Rüzgar elementi yok ama şuradakinin var... Neee, yalan değil sonuçta!?... Neyse Fan, sen onu boş ver. Önce solundaki Taufan'la konuş. Ona Psikolog Taufan da diyebilirsin çünkü öyle."
"Doğru." dedi Psikolog olduğu söylenen Taufan neşeyle—bu arada, Taufan şuana kadar ona hiç dikkat etmemişti ve Psikolog yetişkindi!
"Ka-kaç yaşındası-sınız efendim?" diye sordu kekeleyerek.
"Tam yirmi yedi yaşındayım! Bugün benim doğum günüm." dedi Psikolog Taufan çocuksu bir gururla ve kahkaha attı. "Cidden, o kadar ürkmüş görünme. İnsanları yeme gibi bir alışkanlığım yok, yemin ederim."
"Teknik olarak, Psikolog senin geleceğinde yaşıyor Taufan." dedi Embéria neşeli bir tonda. "Ama bu hikaye sadece bir teori, böyle yazmama ihtimalim de var yani..."
"Bu gelecek gayet iyi görünüyor. Depresyon atakları ya da Hali'yi kaybetme korkusu yok." dedi Taufan içtenlikle ve çocuğun dürüstlüğü Psikoloğu tekrar güldürdü. "Hayır, bahsettiklerin hala var. Sadece ikisiyle de başa çıkmayı öğrendim."
"Ya antidepresan ilaçları? Hala kullanıyor musun?" diye sordu Taufan merak ve endişeyle.
"Evet, bazen çok zorlandığımda yine kullanıyorum." dedi Psikolog Taufan dürüstçe. "Ama genellikle durup düşünecek bir saniyem bile olmadığı için... Anlarsın ya işte, yapacaklarımı ancak yapıyorum. Düşünecek vaktim olmadığı için de depresyon ataklarıma takılıp kalmıyorum."
"Anlıyorum..." diye mırıldandı Taufan.
"Beacon of Light'ten Taufan'a teşekkür ediyorum." dedi Embéria enerjik bir tonda. "Sırada Ana Rutubeti'nden Taufan var. Ona kısaca AR demek daha iyi olur."
Taufan adı geçen kişiye baktı ve şaşkınlıkla -biraz da şefkatle- gülümsedi. AR beklediğinin aksine, altı yaşında küçük bir çocuktu ve diğer Taufanlardan birinin kucağında uyuyordu.
"Bence onu uyandırmamalıyız." dedi AR'yi tutan Taufan sakince gülümseyerek.
"Pekala, öyleyse seninle tanışsın Lies." dedi Embéria kıkırdayarak.
"Sen de mi benim geçmişimi paylaşıyorsun? Ah, bekle—kaç yaşındasın?" diye sordu Taufan merakla, Lies'ın karşına gelip otururken.
"Birincisi, hayır, benim geçmişim çok farklı." dedi Lies, sakin gülümsemesi hala yüzündeydi. "İkincisi, on altı yaşındayım."
"Bana kendinden bahsetsene." dedi Taufan hevesle.
"Benden bir yaş küçük bir kardeşim var, Halilintar." dedi Lies gülümseyerek. "Onunla beraber ailemizi arıyoruz."
"Ah cidden, bu kadar mı Lies?" diye araya girdi Embéria. "Kardeşin tüm hikayeyi bir paragrafa sığdırdı, sen ise tam tasarrufla hikayeyi özetledi."
"Kötü şeyleri bilmelerine gerek yok—ha, ne?" Lies şaşkınlıkla donup kalırken, "Halilintar da mı burada?" diye sordu.
"O başka bir yerde." diye geçiştirdi Embéria aceleyle. "Neyse neyse, sana da çok teşekkür ediyorum... Onun hikayesini sana daha sonra anlatacağım Fanfan." diye ekledi fısıldayarak fakat sesi hoparlörden geldiği için, herkes duymuş ve gülmüştü.
"Bu kadar komik olduğuna göre seninle konuşmazsın sanırım, değil mi OS?" diye sordu Embéria kırgın ve sinirli bir tonda ve bu adı geçen Taufan'ın irkilmesine neden oldu. Bu genç, Lies'ın yanında oturuyordu ve saçları mavi vurgulu kahverengiydi.
Taufan ona döndü ve hevesle, "Kaç yaşındasın?" diye sordu.
"En az kardeşim kadar meraklı ve gevezesin." diye karşılık verdi OS yüzünü buruşturarak. "On dokuz yaşındayım, o kadar bilmek istiyorsan..."
"İyiymiş. Kardeşin kim? Halilintar mı yoksa?" diye sordu Taufan hiç ara vermeden (gerçekten çok meraklı XD ben de öyleyim, sadece nezaket kuralları beni geride tutuyor).
"Yavaş ol biraz... Ne—hayır!!! O veledi asla kardeş olarak istemezdim! Voltra gibi bir ağabeye sahip olduğu için çok şanslı, onun yerinde olsam Hali'yi her gün bir kez döverdim herhalde..." diye söylendi OS asık suratla fakat ne kadar ciddi görünse de, Taufan ona inanmamıştı.
"Bu kadar kalpsiz olduğunu sanmıyorum..." dedi, içindense bezgince, ne kadar da şikayetçi, diye geçirmişti.
"Her ne ise işte... Ağabeyim Beliung ve kardeşim de Angin. Aynı sen gibi soru sorup durur kendisi." dedi OS sakince fakat kinayeli bir ton kullanmadan konuşmadığı tek bir cümlesi yoktu. "Windara prensleriyiz ve ele geçirilmiş gezegenimizi kurtarmaya çalışıyoruz."
"Ve anemosis genetiğiyle mücadele ediyor." diye ekledi Embéria muzipçe.
OS sinirle kıpkırmızı kesilerek inlerken, Taufan şaşkınlıkla, "Annn-ne? Annemsosis mi? O da nedir?" diye sordu.
OS öfkeyle elini alnına vurdu ve bağırmamak için kendini tutmaya çalışarak, "Uuuurghh, anemosis!" diye düzeltti sertçe. "Bak, boş ver gitsin. Bu çılgın yazarın her sözüne inanmamak lazım." Böyle derken hoparlöre dik dik bakıyordu.
"Hali'ye ne kadar benziyorsun—yani benim dünyamdaki Hali'ye." dedi Taufan gülümseyerek. "Bunu sevmedim desem yalan olur."
OS'nin soğuk yorumu, "Böyle bir dileğim yoktu." oldu.
"Peki peki... OS'nin hikayesini de sana sonra okuturum Taufan." dedi Embéria iç çekerek. "Sırada Elemental Masters/Elementals serisinden Taufan var. Şey... Geri kalan herkesin bir lakabı olduğuna göre ona sadece Taufan diyebilirsin."
"Bu ilginç bir deneyim olacak." dedi Taufan (K.F) gülümseyerek ve bahsedilen çocuğa yaklaşıp elini uzattı. "Ben Taufan, on beş yaşındayım. Ya sen?"
"Ben de Taufan ve on bir yaşındayım!" dedi o ana kadar sadece kocaman gülümseyen çocuk ve hevesle uzattığı elini sıktı. "Benim pek önemli bir geçmişim yok, ya senin?"
"Öyle deme, bana hayatından bahset." dedi Taufan (K.F) kıkırdayarak.
"Normal işte, okula gidip geliyorum, geçici hafıza kaybı yaşayan arkadaşım Hali'ye eski anılarını hatırlatmaya çalışıyorum, falan filan—"
"Bekleee! Hali'yle kardeş değil misiniz?!"
"Hayır ama beş yaşımızdan beri tanışıyoruz. Gempa da grubumuzun abisi, çünkü bizden büyük... Gerçi anneme daha fazla benziyor ama neyse, öyle deyince de kızıyor..."
İki Taufan hararetli hararetli konuşup tanıştıktan sonra, Embéria tekrar araya girdi.
"Muhabbetiniz çok tatlı gençler fakat Taufan'ın tanışması gereken üç Taufan daha var. AR hala uyuduğuna göreee, Shy'dan Taufan ile devam edelim."
Shy'dan Taufan, ya da direkt Shy oldukça büyük bir kapüşonu olan uzun bir pelerinle kendisini gizlemekteydi. Yine de Taufan yaklaşıp elini uzattığında, elini tuttu.
Taufan kapüşonun altında parlayan bir çift mavi gözü görünce gülümsedi. "Ne kadar gizemli birisin."
"Öyleyimdir." diye fısıldadı Shy ciddiyet dolu bir tonda. Bir gram olsun gülümsemiyordu ama bu soğuk davranmak istemesinden kaynaklanmıyor gibiydi, sanki alışkanlıkla yapıyordu.
"Peki neden böylesiniz?" diye sordu Taufan meraklı bir ifadeyle. Shy'nin elini hala tuttuğunun farkında değildi.
"Hikayede henüz tamamen ortaya çıkmadım." diye fısıldadı Shy elini bırakırken.
"Anlıyorum... Ne güzel o zaman, ortaya çıktında nasıl biri olacaksın çok merak ediyorum." dedi Taufan dürüstçe ve hoparlöre döndü. "Şimdi?"
"AR." dedi Embéria sakince. "En son İW ile tanışacaksın—tabii beyefendi lütfedip de seninle konuşmaya tenezzül ederse... Yoksa onu zorla konuştururum."
Taufan son dediklerini duymamıştı çünkü bakışları, uyanmış fakat Lies'ın kucağından inmemiş olan AR'ye yönelmişti.
"Hey, merhaba. Benim adım Taufan." dedi çocuğun seviyesine çömelirken.
Çocuk ona tereddütlü bir bakış atarken, "Bana zarar vermeyeceksin değil mi?" diye fısıldadı.
"Elbette hayır, bu da nereden çıktı?" dedi Taufan gülümseyerek ve Lies'ın kucağından yere süzülen çocuğa elini uzattı. "Biraz eğlenmek ister misin?"
AR masum bir ifadeyle ona baktı ve biraz neşelenirken, elini tuttu.
Taufan çocuğun iki bileğini de sıkıca kavradı ve kendi etrafında hızlıca döndü. Bu sırada kendisiyle beraber dönen çocuk da kahkahalar atıyordu.
Taufan durup yere çökerken, nefes nefese gülerek çocuğa baktı. "Nasıl? Beğendin mi?"
"Çok iyiydi! Bir daha!" dedi AR neşeyle.
"OS seninle oynayabilir AR." dedi Embéria, adı geçen kişinin sinirli bakışlarına aldırmadan (kameradan görüyorum seni O.S!!!). "Taufan'ın İW'yle tanışması lazım."
Taufan AR'yi OS'ye bırakırken, adı geçen Taufan'a döndü.
İW kollarını kavuşturmuş, arkasına yaslanmış, uyuyor gibi görünüyordu fakat soğuk ve ürpertici gülümsemesi, uyanık olduğunun bir işaretiydi.
"Merhaba küçük dostum." dedi aniden, gözlerini açmış ve en az onunkiler kadar mavi olan gözlerini ona dikmişti.
Taufan damarlarındaki kanın bir anlığına çekildiğini hissederken, ileriye doğru temkinli bir adım attı. "Merhaba." dedi kekelememek için elinden geleni yaparak. "Kaç yaşındasın?"
"Ah, çok tatlısın. Beni tanımıyorsun bile ama benden korkman gerektiğini biliyorsun." dedi İW sorusunu duymazdan gelerek ve soğukça gülümsemeye devam ederken, ayağa kalktı.
Benden uzun, diye düşündü Taufan soğukkanlılığını tamamen kaybederken.
"İW. O Halilintar değil, hatırlatmış olayım. Onu korkutamazsın." dedi Embéria sert ve sinirli bir ses tonuyla.
"Ugh..." İW kendi kendine homurdandı fakat tekrar Taufan'a döndüğünde, daha normal görünüyordu... Yani en azından gülümsemiyordu (o soğuk gülümsemedense, hiç gülmemesini tercih ederim, diye düşündü ürpererek). "Peki. Öyle olsun... Kaç yaşındasın?"
"O-on beş. Bugün doğum günümdü..." dedi Taufan başını eğerken. O soğuk, mavi gözlerine ürpermeden bakamıyordu.
"Başını kaldır dostum." dedi İW -ses tonu pek samimi değildi aslında- ve kendisine biraz ürkek bir bakış atan Taufan'a hafifçe sırıttı (ah yine başladı, diye düşündü Taufan tüyleri diken diken olurken). "Ben on altı yaşındayım, aslında pek bir fark yok, değil mi?... Ama eminim sen insanların acı çekmesinden zevk almıyorsundur."
Taufan bembeyaz kesildi.
"O bir sadist." diye araya girdi Lies iç çekerek. "Buraya geldiğimde AR'yi sıkıştırmış, kim bilir ne yapıyordu..."
"Hiçbir şey. Onunla biraz oynamak istedim, hepsi bu." dedi İW soğuk bir gülümsemeyle Lies'a bakarak. "Bir şey mi ima etmek istiyordun?"
"Hayır, sadece Taufan'ı uyarıyordum." dedi Lies umursamazca—neyse ki deneyimliydi ve böyle insanlarla uğraşılmaması gerektiğini biliyordu.
"P-peki, tanıştığıma memnun oldum İ-İW." dedi Taufan ve alışkanlıkla elini uzattı (bunu neden yaptım ki? diye düşündü pişmanlık ve korku içerisinde).
"Şey, ben pek memnun olmadım ama sanırım korku dolu tepkilerin için teşekkür edebilirim." dedi İW sırıtarak. Taufan donup kalırken, Embéria öfkeyle, "Nazik ol Taufan!" diye bağırdı (İW'ye kızıyordum).
"Peki peki..." İW suratını astı ve kıpırdayamayan çocuğun elini sıkmak için elini uzattı. Ne var ki uzattığı anda Taufan transtan çıktı ve dehşet içerisinde, hızla geri çekildi. "E-ellerin—!"
"Ellerim yerinde aptal. Bu kadar dramatik olma." dedi İW sinirlenerek (en azından gerçekten sinirlenince o kadar da korkutucu olmuyor, diye düşündü Taufan biraz rahatlayarak). "Fazla meraklı olmayı kessen iyi olur, yoksa akıbetin Halilintar'la aynı olacak."
"Şey... Ona ne yaptın ki?" diye sordu Taufan etkilenmemiş bir şekilde ve hoparlöre döndü. "Cidden, ona ne yaptı ki bugün ikinci kez konusu geçiyor?"
"Onu kaçırdı ve zarar verdi—hem de maddi ve manevi olarak." diye açıkladı Embéria iç çekerek. "Ve İW, bir kez daha Taufan'ı korkutursan... Neyse. Taufan, eve dönme zamanı."
"Peki." dedi Taufan fakat yerine dönmeden önce İW'ye iyice yaklaştı ve bu sefer bakışlarını kaçırmadan, gözlerinin içine baktı. "Aslında... Hiçbir gücün olmadığını düşününce, senden korkmama gerek yok."
İW o zamana kadar işaret parmağında çevirdiği bıçağını hızlı bir hareketle açıp, çocuğa doğrulttu. "Beni küçümseme dostum, yoksa pişman olursun."
"Sanmıyorum." dedi Taufan kıkırdayarak. "Ayrıca, ne kadar korkutucu olsan da, insanları öldüremeyeceğinden eminim. Değil bir insanı, bir tavuğu bile kesemezsin bence. Sen sadece düşüncesinden zevk alıyorsun."
"Hmmm..." İW gözlerini kısarak ona baktı fakat ilk defa bir şey söylemedi.
Taufan ise yerine dönmüştü. Bu güzel ve heyecanlı doğum günü hediyesini herhalde hiç unutmayacaktı.
Son.
Embéria Aéris.
Çok eğlenceli oldu bu :D İn White serisini özlüyorum yaaaaaaaa, ama tek başıma yazmadığım için yazamıyorum. Neyse. Bu arada bu seri sadece Ori üçlüsü hakkında olacak, geri kalan dördünün sadece çizimini yapacağım (inşallah XD)
İletişim: mercan.tasarim11@gmail.com
Yorumlar
Yorum Gönder