KAYIP FIRTINA- 18 (REWRİTE)
Aslında hikaye yazılıydı ama bir şaşkınlıktır edip sildim :'( tekrar yazmam gerekti.
18: Yeniden Başlamak
"Hali... Uyanman gerek."
Halilintar uyanmamak için elinden geleni yaparken, kendisine seslenen kişinin de kendisini uyandırmak için elinden geleni yaptığının farkındaydı. Sadece uyumak ve uyumak istiyorum, diye düşündü inleyerek ve başını yastığına gömdü. Neredeyse sızlanırcasına bir sesle, "...Ne?" diye sordu. "Git başımdan Gem..."
"Ama kalkmalısın." dedi Gempa kararlılığını hiç kaybetmeden. Bir süre duraksadıktan sonra sessizce, "Gerçekleri öğrendik." diye ekledi. "Tamamını."
"Biliyorum..." Bitkince elini kaldırdı, oda karanlık olmasına rağmen elindeki siyah desenleri görebiliyordu.
"Omzundaki yanık izinin de onunla alakası var mı?..." diye sordu Gempa, sağ omzuna dokunarak.
"Eh, öyle de denebilir..." Yavaşça doğruldu ve odaya baktı. "Neden yatağımda değilim?..."
Gempa kaşlarını kaldırdı ve, "Hatırladığını kanıtlamaya mı çalışıyorsun?" diye takıldı.
"Belki de." diye gözlerini devirdi. "Diğerleri nerede?"
"Hazırlanıyorlar." dedi Gempa saatine bakarak. "Birazdan Szcéi gezegenine gideceğiz."
"Nee? Ama daha yeni uyandım??" dedi hayal kırıklığı içerisinde ve inleyerek kendini yatağa attı. "Hala çok uykum var..."
Gempa soğukça, "Ölürsen istemediğin kadar çok uyuyabilirsin." dedi ve oturduğu sandalyeden kalktı. "Hazırlanmak için on dakikan var. Artık nasıl yetiştirirsin orasını bilmem."
Halilintar bir kez daha inledi.
Hafızamı kaybetmiş olmak bile daha iyiydi, diye düşündü isteksizce hazırlanmaya başlarken.
...
"Vay vay vay, sonunda tekrar görüşüyoruz Halilintar." dedi Poison Noir sinsi bir gülümsemeyle ışınlanma tünelinden çıkan yedizleri ama özellikle de Halilintar'ı baştan aşağı süzerek. "Sanırım teslim olmaya karar verdin, çünkü sana verdiğim emirleri dinlemediğini görüyorum. Ölüme teslim olmaya gelmişsin."
"Hiç de değil." dedi Halilintar soğukça fakat gerçekten de pek avantajlı bir durumda değildi.
"Yalnız da değilsin." Noir diğer yedizlere bakarken yılansı siyah gözleri daha da kısıldı. "Kardeşlerini geride bırakmaya razı olmadın değil mi? Ne kadar merhametli bir ağabey, kardeşlerini de kendisiyle birlikte ölüme sürüklüyor."
Solar kaşlarını çattı ve aynı Halilintar gibi soğuk bir ses tonuyla, "Onun bizi bir yere sürüklediği yok." diye karşı çıktı. "Kendi rızamızla geldik."
"Ne fark eder ki? Yine de ölümünüze yürüyorsunuz." diye güldü Noir acımasızca. Sonra gülmeyi bıraktı ve yaklaşıp, diğerlerinden bir adım önde olan Halilintar'ın çenesini tuttu. "Akıllanmıyorsun değil mi? Yenilen pehlivan güreşe doymaz dedikleri bu olsa gerek... Daha önce seni yendim fakat şimdi yine bana meydan okuyorsun. Ama bu sefer... Acımayacağım."
"Ha, ne—aaaaargh!"
"Onu durdurmamız gerek!" diye bağırdı Solar. "Ne yaptığını bilmiyorsunuz! Sadece gücünü almıyor; sinaptik deşarj döngüsünü tersine çeviriyor. Yıldırım gücü onun hücresel ATP üretimini stabilize eden tek şey. Eğer son voltajı da çekerse, miyokardiyal elektriksel aktivite kalıcı olarak duracak! Yani onu atomik düzeyde bir kısa devreye zorluyor."
(yazar da bunun anlamını bilmiyor. yapay zekadan kopyaladım çünkü eğlenceli olacaktı)
"Daha açıklayıcı ve Türkçe konuş inek." diye homurdandı Blaze.
Solar ona dik dik baktı fakat yine de derin bir iç çekerek, "Güçlerimiz doğduğumuzdan beri bizimle." dedi. "Yani eğer onları kaybedersek ölürüz ve o da şuan Halilintar'ın Yıldırım gücünü emiyor." Bu açıklamayı yaptıktan sonra da, kadına saldırmaya gitti.
Ancak Noir güçlüydü. Halilintar'ın gücünü çekmeye devam ederken, onun saldırılarını da engelledi.
"Gempa, benim bir fikrim var!" diye bağırdı Blaze, Gempa'nın dikkatini çekebilmek için ellerini sallayarak.
"Blaze, fikir üretmek yerine savaşmamız gerek." dedi Gempa, dikkati dağıldığı için Noir'den gelen saldırıdan kaçınamadı ve yere savruldu. Toz topraktan dolayı öksürürken, "Öf Blaze, ne diyecektin ki?" diye söylendi.
"Ais ve ben üçüncü kademeyi kullanabiliriz!" dedi Blaze, gözleri çocuksu bir heyecanla parlıyordu.
"Siz mi? Haha, güldürme beni Blaze. İkiniz bunu yapınca neler olduğunu gördük." dedi Gempa iç çekerek. "Kontrolden çıkarsanız hepimiz yanarak ve donarak ölürüz."
"Ne alakası var? Ais, hadi!" dedi Blaze inatçı bir tavırla ve kararlılıkla savaşan ikizini dürttü.
"Gempa'ya katılıyorum." diye karşılık verdi Ais buz okları atmaya devam ederken.
"Ah hadi ama, bu eğlenceli olacak!" diye yalvardı Blaze onun bacağına yapışarak. "Hadi Ais, hadi hadi hadi hadi hadi hadi—"
"Pekala, kabul etmezsem hiçten savaşamayacağım." diye teslim oldu Ais ve bıkkın gözlerle ona baktı. "Eee?"
Blaze neşeyle çığlık attı ve hızla ayağa kalktı—sonra aniden neşesi söndü. "Eee... Biz üçüncü seviyeyi nasıl açıyorduk?"
Devam Edecek...
Ah bu Blaze var ya, hiç şaşırtmıyor...
İletişim: mercan.tasarim11@gmail.com
Yorumlar
Yorum Gönder