KAYIP FIRTINA SIDE STORIES- 7

Deniz Mavi Renktedir, Güneş Aydınlattığında

Dıt. Dıt. Dıt. Dıt.

Alarmı çalıyordu.

Taufan ofladı ve iç çekti. Sert bir hareketle alarmını susturduktan sonra, tekrar yatağa gömüldü. Kim kurmuştu bu alarmı? Uyanmayacaktı. Hiçbir şey yapmayacaktı. Bunu açık bir şekilde belli ettiğini sanıyordu—iki haftadır böyleydi.

Her ne kadar istese de, tekrar uykuya dalamadı. Uykusu sanki havaya karışıp gitmişti. İnledi ve yatak örtüsünü üzerinden attı. Zar zor, oflaya puflaya kendini yataktan kaldırdı ve eliyle zaten dağınık olan saçlarını karıştırırken, saate baktı. "Altı mı? Cidden mi? Hah..."

Her ne kadar böylesine erken bir saatte uyanmış olmaktan memnun olmasa da, yatak nedensiz bir şekilde az önceki kadar cazip görünmüyordu şimdi. Gerçi, lavaboya gitmek için de can attığı yoktu. Gelgelelim ya şu ya da buydu, bir şey yapmak zorundaydı.

Ayak sürüyerek lavaboya gitti. Fazlasıyla yavaş hareketlerle elini yüzünü yıkadı ve durdu. Tam lavabo çıkışının önünde.

Şimdi ne yapacağım, diye düşündü boş boş etrafa bakarak. Amaçsızlık tam olarak bu olmalıydı, gerçekten bir amacı yoktu. Amaç uğruna çaba sarf edecek enerjisi de yoktu.

Yutkundu, düşünmeye devam ettikçe, her şey gözünde büyüyordu. Yemek yemek için aşağı inmeli, hazırlamalı ve ohoooo, çiğnemeliydi. Odasına gitmekse apayrı bir meseleydi. Kapalı kapıyı sessizce açmalı, sonra kapatmalı ve offff, bir de üstüne ranzaya tırmanmalıydı. Kim uğraşacaktı ki bununla?

Tam bu kayboluşun içinde yeer çöküp kalacakken, omzunda bir el hissetti ve uyuşuk bir şekilde elin sahibine baktı.

"Hadi, aşağı inelim." dedi—gülümseyen bu siluet Gempa'dan başkası değildi. Onun kendisini yönlendirmesine izin vererek, aşağı indi.

Kardeşi ona mutfak masasına oturmasını işaret ettikten sonra, bir bardak su ve düzenli kullandığı ilacını uzattı.

Bana o kadar büyük bir iyilik yaptın ki anlatamam, diye düşündü fakat bu düşüncesini dile dökemedi, sadece bitkin gözlerle kardeşine baktı ve ilaçla suyu içti.

"Aç mısın?" diye sordu Gempa mutfaktaki duvar saatine bakarken.

"Hayır..." dedi başını iki yana sallayarak.

"Bizimle okula gelecek misin?" diye devam etti kardeşi sorularına.

Durdu ve düşündü; okulu, okuldaki gürültülü ve hareketli ortamı ve insanları... O kadar hengamenin düşüncesi bile midesini bulandırdı, onu boğdu.

"Hayır..." dedi boğuk bir sesle.

"Tamam..." Gempa başka bir şey söylemedi ve yanından ayrıldı. Az sonra geri geldiğinde elinde diz üstü bilgisayarı ve muhtemelen okulla ilgili olan belgeler vardı. O bilgisayarı açıp işleriyle ilgilenirken, kendisi de başını onun dizlerine koydu ve öylece durdu. Ara sıra kardeşinin saçlarına, omzuna dokunduğunu hissediyordu.

Endişeleniyor, diye düşündü tahmin etmekte hiç zorluk çekmeyerek ve yeni bir suçluluk hissi içini kemirmeye başladı.

Yük oluyorum—yük oluyorum—ben—

"Kardeşim."

Gempa'nın sesi düşüncelerinden sıyrılmasına neden oldu ve ona bakmadan önce, elinin Gempa tarafından tutulduğunu fark etti.

"Kolunu sıkma." dedi kardeşi nazikçe ve elini bırakıp işine devam etti. Normal insanlarda bu bir rahatlama ve minnettarlık hissi oluşturabilirdi ama Taufan'ın yalnızca suçluluğunu daha da arttırdı. Elinin hareketini bile kontrol edemiyordu, kardeşleri 7/24 onunla ilgilenmek zorunda kalıyorlardı.

Ben iyiyim, diye düşündü fakat o kadar cılız, sessiz bir inkardı ki bu, kendisi bile ikna olmadı.

"Kardeşim."

Bu ses yine dış dünyaya dönmesine neden oldu ve bezginlikle suçluluk arası bir duyguyla, yine ne yaptım acaba, diye düşündü. Bitkince Gempa'ya baktı.

"Ne oldu?" diye sordu Gempa hafifçe gülümseyerek ama mutluluktan değil, kardeşini daha fazla incitmemek içindi bu tebessüm. Bunu o da biliyordu ve bilmek daha iyi hissettirmedi.

Anlamadığını belirtircesine bakmaya devam etti.

"Neden ağladığını soruyorum." dedi kardeşi şefkatli bir ifadeyle.

Ağlıyor muyum? Şaşkınlıkla kardeşine baktı fakat o söyledikten sonra, gerçekten de yanaklarının ıslak olduğunu fark etmişti. Düşüncelerinin bu kadar çabuk fiziksel etkiler oluşturması onu memnun etmedi ve kalktı.

Nereye gittiği sorusuna karşı cevaben, "İçeride duracağım." dedi kısaca ve salona geçti. Diğerleri okul için evden çıkana kadar da kalkmadı.

Diğerleri okullarına gitmek için bölünürken, Taufan Kokotiam'a geçti. Günlerini hep orada geçiriyordu zaten.

Kendisi dükkanda, Tok Aba'nın işini zorlaştırmayacak bir yere otururken, onu getiren Gempa'nın, "Evet Tok, yine bir şey yemedi." dediğini duydu. Eh, evet, genellikle kahvaltı etmeden geliyordu ve Tok Aba da buna alışmış olsa ki, onun için her zaman yiyecek bir şeyler bulunduruyordu.

Günün geri kalanında ilgi çekici bir şey olmadı, olsa da o ilgilenmedi. Çoğu zaman düşüncelere dalıyordu -Tok Aba'nın elini başında veya omzunda hissedene kadar da daldığını fark etmiyordu- ya da uyukluyordu. Akşamüstü olup da diğerleri gelene değin bu böyle devam ediyordu.

Sabah kendisini götüren Gempa yine onu almaya geldi ve böylelikle gürültülü kalabalıktan kurtulmuş oldu.

Eve geldiklerinde Gempa'nın tüm ısrarlarına rağmen, biraz çorbayla küçük bir tabak sebze yemeği dışında bir şey yiyemedi (fazlasını yerse gerçekten midesi bulanıyordu) ve odasına çıkıp, yatağına gömüldü.

İş artık Hali'nin gidişinden de çıktı, diye düşündü bitkince—hissetmekten, düşünmekten aşırı yorulmuştu. Sadece ben, benim zayıflığım, benim beceriksizliğim... Yas tutan insan böyle olmaz ki. Blaze gibi olur, Duri gibi olur... Benimki büsbütün kendi hatam. Daha iyi olmalıydım, böyle çöp gibi oradan oraya savrulan biri değil.

Ve uykuya daldı.

Son.

Embéria Aéris, 08/08/2026.

Neden böyle bir şey yazdığımı sorgulamayın :D canım angst yazmak istedi ve eeeee (Pinterest'te gördüğüm bir şeyi hatırladım) neyse boş verin, Halilintar'a da sakın bunu okutmayın (zaten üzüldü çocuk yazık, daha hatırlatmayın Taufan'ı).

Aranızda depresyonda olan varsa (inşallah yoktur ama dünya hali, vardır belki), lütfennnn üzülmeyin :') depresyonda hissettiğim bir gün olmuştu ve felaketti. Depresif hissetmek hiç güzel değil ama benim bu konuda diyebileceğim pek bir şey yok ehhh (ama terapistimi önerebilirim).

Benden bu kadarrrrr heheheheeeee

İletişim: mercan.tasarim11@gmail.com ya da emberia.aeris11@gmail.com

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

OVERLAPPİNG STORMS- 11

OVERLAPPİNG STORMS- 37

THE DANGERS OF PLAYİNG TOO MANY VİDEO GAMES