Kayıtlar

Nisan, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ASHES BLOWİNG İN THE WİND- 2

 2: Anla Beni Ertesi sabah Iman sakin bir ruh haliyle uyandı. Kabusunu hatırlamadığı için, gayet mutlu bir şekilde yatağını topladı, saçlarını gelişigüzel bir topuzla bağladı ve mutfağa girdi... Şey, yani, sorun burada başladı. "Günaydın!" Kahvaltı hazırlamakla meşgul olan Halilintar'a neşeli bir bakış attı ancak karşılaştığı şey beklenmedikti. Halilintar ona döndü ve dargın bakışlarını bir saniye bile üzerinde tutmazken, cevap bile vermedi! Iman birkaç saniye donup kaldı. Sonra yavaşça neşesi silindi— geceyi hatırlamıştı. Kabusunu, Halilintar'ın yardım etmeye çalıştığını ve onun dürtüsel duygularla hareket ederek Halilintar'ı incitmesi... "Ehmmm... Diğerleri nerede?" diye sorarken, huzursuzluğunu belli etmemeye çalıştı. Halilintar'ın daha önceki hallerini biliyordu— kırıldığında, veya üzgün olduğunda son derece kolay kızardı. "Evde değiller." dedi Halilintar soğukça— Iman kanının buz kestiğini hissetti. Halilintar'ın korkulan tarafı bu...

ELEMENTAL MASTERS/ELEMENTALS- 12. BÖLÜM

 12: Her Zaman Yanımda  "Hey Sol!" Duri neşeyle çocuğa el salladı ve tepki vermesine bile izin vermeden sarıldı. "Geciktin." Solar suratını astı ve salıncaklardan birine otururken homurdandı. "Halilintar'ın unutkanlığı." "Ona ağabey dediğini sanıyordum." Duri şaşkınlıkla ve biraz azarlayıcı bir şekilde kaşlarını çattı. "Aranızda yeterince yaş var." "Sadece iki yaş." Solar omuz silkti. "O burada yokken niye bunu umursayayım ki?" "Çünkü saygıdan Sol." Duri Solar'ın yanındaki salıncağa atladı ve ciddi bir ifadeyle ona baktı. "Hali senden büyük ve büyüklerine saygı göstermen gerekir." "Evet, tabii..." Solar gözlerini devirdi. Neden her zaman birilerinden azar yemek zorundaydı ki? "Peki... Bana üzgün olduğunu söylemiştin. Bu sefer sorun ne?" Duri hafifçe öne eğilerek Solar'a baktı ama Solar bakışlarını kaçırıyordu. "Solar—" "Sorun annem!" Solar bağırd...

İN WHİTE- BÖLÜM 7

Bölüm 7: Beklenmedik "Ugh..." Halilintar yavaşça doğruldu, ağrıyan başını ovuşturdu. Hala çok yorgun hissediyordu. Hayır, yorgun doğru kelime değildi. Önümüzdeki yüzyıl boyunca uyuyabilirdi. Ama bu çok fazla şeyi kaçırmak anlamına gelirdi, bu yüzden şimdilik uyku beklemek zorundaydı. Boynunun altındaki battaniye özenle katlanarak geçici bir yastık haline getirilmişti -anlaşılan o ki, Taufan gerektiğinde şefkatli davranabiliyordu- ve geri kalanı da çoktan karnının üzerine düşmüştü, ama çoğunu uykuda sıcaktan dolayı tekmelemişti. Halilintar, geniş ekran televizyonun önündeki masanın üzerinde duran korku DVD'sinin adını belirsiz bir şekilde tanıdı. Dün gece film izlerken uyuyakalmış olmalı. Hala oturma odasında olduğuna göre, durum böyle olmalıydı. Halilintar etrafına bakındığında Taufan'ın hiçbir izine rastlamadı; ne yanındaki koltukta, ne de civarda. Eh, bu adamın arada sırada gözden kaybolma eğilimi vardı ve Halilintar onu yeterince uzun zamandır tanıyordu; bunu değiş...

LİES- BÖLÜM 6

/Erin'in Gülü\ 6: Lekelenmiş Bayan Erin'in gidişinden beri, Halilintar'ın hayatı tekdüze ve monoton bir hal almıştı. Her sabah aynı şekilde kalkıyor, yatağını topluyor, kahvaltı bile etmeden yetimhanedeki okula gidiyor, ders çıkışında yemekhaneye uğrar ve sonra odasına geri dönerdi. Tabii aslında önemli olan, ama Halilintar'ın umursamadığı birkaç detay daha vardı. Bir, artık herkes ona sırtını dönmüştü. Bayan Erin varken onunla ilgilenen kişiler, artık yüzüne bile bakmıyorlardı. İki, uzun zamandır hayat kalitesi 3. sınıfa düşürülmüştü. Ve en önemlisi... Zorbalar. "Haha! Ne oldu? Erin'in kırmızı gülü kızıyor mu?" Halilintar yere saçılan kitaplarına ve birkaç eşyasına daha bakarken, öfkesi kabarmaya başlamış, dişlerini sıkmıştı. Ancak sakin kalması, olay çıkarmaması gerekiyordu. Kimse onun tarafını tutmazdı ve cezalandırılırdı. "Hmm, bu da nedir? Yoksa sevgili küçük gülün önemli bir eşyası mı?" Zorbalardan biri, Halilintar'ın gerçek ailesiyle o...

İN WHİTE- BÖLÜM 6

Bölüm 6: Sıcak Bir Gün Halilintar ertesi sabah büyük bir sürprizle uyandı. "Ha? Neredeyim ben?" Odadaki her mobilya parçasını, her şeyi hatırlayana kadar inceledi. Sonra, aniden, dün yaşananlar geri geldi ve büyük bir rahatlama yaşadı—ta ki Taufan'ın nerede olabileceğini düşünene kadar. "Nerede o yine?" Dudakları, hızla doğrulurken gerildi. Bildiği kadarıyla kesinlikle yatakta değildi. Yanındaki yatak düzensizdi, battaniyeler ve diğer her şey dağınık bir şekilde her yere atılmıştı, hiçbir hayat izi yoktu. Taufan'ın onu burada bırakması mümkün değildi, değil mi? Aklına çılgınca bir düşünce geldi: Bekle. Tavan arasına geri mi dönmüştü acaba? Halilintar başını hızla iki yana salladı. Hayır, bu pek olası değildi. Sonuçta, dün geceki son an dışında, Taufan tavan arasına girmek konusunda oldukça isteksizdi. Büyük ihtimalle aşağı inmişti ya da bir şeyler olmuştu. Her odayı, oturma odasını ve açık mutfağı kontrol etmesine rağmen Taufan'ı hiçbir yerde bulamadı. E...

LİES- BÖLÜM 5

/Mavi Kelebek\ 5: Masum bir Blue Morpho Tam tamına üç sene geçmişti. Taufan sekiz yaşını bitirmişti. Okuma yazmayı iyice öğrenmişti. Orta boyluydu ve zayıf denemeyecek kadar yapılıydı. Tabii, yüzü masumluğunu ve tatlılığını hala koruyordu. Eskisinden daha şakacıydı ve daha az ağlıyordu. Ama kalbi ve ruhu eskiden olduğu kadar hassastı. Artık günlerinin çoğu Bayan Ann ve Bay Lewis ile geçiyordu. Hazel çalışmaya başladığı için onu yalnızca 1 gün görebiliyordu. Alec ve Webs'i ise hala iki gün görebiliyordu. Her şeye rağmen, Taufan hayatından memnundu. Taufan'ın günleri şu şekilde geçiyordu: Haftada beş gün okula gidiyor, okuldan geldiğinde sızlana sızlana ödevlerini yapıyor- evet, sonra da istediği kadar tembellik yapıyordu ki, bu en sevdiği kısımdı. "Taufan! Yemek hazır!" Taufan okuduğu kitabı yavaşça bıraktı ve uçarcasına mutfağa gitti. "Vaay, yemeklerin gittikçe daha da güzelleşiyor~" Alec hayal kırıklığıyla iç çekti ve homurdandı. "Keşke öyle ol...

LİES- BÖLÜM 4

/Erin'in Gülü\ 4: Kalbinin yarısı Gittikçe büyüyüp serpilen Halilintar'ın utangaçlığında gram azalma olmadı. Aksine, daha da sessizleşti ve yetim çocuklarla birlikte kalırken, kız kardeşinin dibinden ayrılmaz oldu. Ancak Bayan Erin ile olan bağı hala oldukça kuvvetliydi. "Anne!" Bir akşam daha, Erin onları almaya geldiğinde, Halilintar kız kardeşini geride bırakarak, koştu ve annesinin kollarına atıldı. Bayan Erin gülümseyerek, hala sadece altı yaşında olan Halilintar'ın yüzünü avuçladı ve etkileyici kırmızı gözlerine baktı. Ondan bir yaş kadar büyük olan kız kardeşi Aurora gülümseyerek yaklaştı. Annesi bir koluyla onu kendine çekerken, Aurora annesine baktı. "Lin bugün ilk defa başkasıyla konuştu." Halilintar'ın gözleri kocaman açıldı ve kız kardeşinin ağzını kapatmaya çalıştı. "Hayır, Lin yapmadı!" "A-aaah, ağlama Lin... Neden bu kadar utangaçsın?" Halilintar gözlerini sildi ve annesinin kucağından yere atladı. ...

THE STOLEN BROTHER- BÖLÜM 1

Bölüm 1: Beklenmedik Davet Elemental kardeşler, belenmedik derecede sakin bir günde, beklenmedik bir davet aldılar. Gur'latan . ... Gempa mesajı dikkatle dinledikten sonra Halilintar'a tereddütlü bir bakış attı. "Sence gitmeli miyiz? Yani, daha önce gitmediğimiz bir gezegen sonuçta." Halilintar'ın yüz ifadesi her zamanki gibi nötr olsa da, düşünceli olduğu, kısılmış gözlerinden okunabiliyordu. "Gideceğiz. Ama diğerlerine hazırlıklı olmalarını söyle. Bu prenses Kira'na hakkında kötü bir hissim var..." Gempa kaygılı bir şekilde ellerini ovuşturdu. "Benim de. Ne olduğunu bilmemek daha da rahatsız edici." Halilintar doğruldu ve odadan çıkmadan önce Gempa'ya kararlı bir bakış attı. "Öğreneceğiz." ... Herkes hazırlığını yaptıktan sonra, ışınlanma tüneline girdiler ve Gur'latan'a ayak bastılar. Etrafta kimse yoktu. Anlaşılan Gur'latan sarayını bulmaları gerekiyordu. İşin kötüsü— "İyi de, biz buraya ilk defa geldik! S...