Kayıtlar

Eylül, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İN WHİTE- BÖLÜM 17

Bölüm 17: Pişmanlıktan Uzak Bir Gelecek İçin Taufan'ın onunla tanıştığı gün güzel bir gündü. Kuşlar cıvıldıyor, güneş parlıyordu—yani, tamam, belki bu biraz abartılıydı ama yine de güzel bir gündü işte. Taufan sevinçliydi, bunun bir nedeni de kim bilir ne zaman oturma odasına yığdığı açılmamış eşya yığınındaki her şeyin nihayet yerine yerleşmiş olmasıydı. Uzaklara taşınmanın eksisi da buydu işte. Muhtemelen daha önce hiç olmadığı kadar yorgun, bitkin ve aç olan Taufan, kendini yeni bir şeyle şımartmaya karar verdi. Aile desteğinin olmaması bütçesinin rastgele harcanamayacak kadar kısıtlı olduğu geliyordu ancak arada bir dışarıda yemekten zarar gelmezdi. Özellikle de son günlerde evde kahvaltıda aynı şeyi yiyip durduktan sonra, bir değişiklik hiç de fena olmazdı. En yakındaki fırına yaptığı bir ziyaretin ardından Taufan, okula giderken önünden her geçtiğinde kendini bakmaktan alıkoyamadığı, dibinin düştüğü o lezzete nihayet kavuşmuştu. Kâğıt ambalajı yırtarken, ufff sıcacıkkk , diye...

KORUNAKLI BİR SOKAK MI, YOKSA TEHLİKELİ BİR YUVA MI? - 12

  12: İnsanı Hayatta Tutan, Sevgi ve İnançtır "6 yıl sonra...?" "Hali... Ağlıyor musun?" "Seni...—ğız." ... "Ne garip rüyaydı?..." diye esnedi Soviazza Snobile, gerinirken. "O kimin sesiydi ki?..." Fazla üzerinde durmadan, kalktı ve yatağını toparladıktan sonra, kendi yatağında oturan Jen'in yanına gitti. "Günaydın Jen!" dedi neşeyle, kızın karşısına oturarak. "Bugün çok şey görünüyorsun... Mutsuz... Neden böyle... üzgünsün?" Jen cevap vermedi. "Biliyor musun? Son zamanlarda sık sık garip rüyalar görüp duruyorum." diye devam etti Soviazza, kaşlarını çatarak. "Nedenini bilmiyorum ama... İçinde o var gibi." "O kim?" diye sordu Jen, daha fazla kayıtsız kalamayarak. "O işte... Biliyorsun... Şu kaçak, Halilintar..." dedi Soviazza sıkkın bir tavırla, ondan bahsetmek konusunda fazlasıyla isteksizdi. "Neden ve nasıl rüyama girdiği konusunda bir fikrim yok ama hiç hoş değil. On...

OVERLAPPİNG STORMS- SIDE STORY 1

Birçok angsttan sonra şimdi biraz tatlı şeyler okuyacaksınız :)  1: Güneş Doğar Bir Yerin Üzerine... Windara'da güzel bir gündü. Her zamanki gibi rüzgarlı fakat yine de her açıdan hoştu. Savaş kazanılalı ve Windara'ya yerleşeli tamı tamına bir yıl olmuştu. Beliung ve Taufan pek değişmemişlerdi—yani, Beliung'un Müslüman olmaya karar vermesi hariçti tabii. Yaklaşık altı ay ya da daha yakın bir süre önce, Beliung, "Neden sabahları kalkıp şeyi yapıyorsunuz... Adı neydi, ha, namaz?" diye sormuştu. Uzunca bir süre onları gözlemlemiş ve oruç tuttuklarına da şahit olduktan sonra, sonunda sormuştu. "Biz Müslümanız, bu yüzden bunları yapıyoruz." diye açıklamıştı Taufan omuz silkerek fakat bu Beliung'u tatmin eden bir cevap değildi. Onunla baş edemeyeceğini anlayan Taufan onu, bunu daha iyi açıklayacak birine götürmeye karar verdi. Söz gelimi, bir imam veya şeyh olabilirdi. Bunun için, Dünya'ya yolculuk ettiler. Zaten İslam'a sıcak bakmakta olan Beliung...

KORUNAKLI BİR SOKAK MI, YOKSA TEHLİKELİ BİR YUVA MI? - 11

Önemli not: hikayeyi tek seferde ve dikkatlice okumanız tavsiye edilir. Detayları ve duygu akışını kaçırmamanız için... 11: Az Çoktur, Yokun Yanında... "Geliyorlar, Spiritel." dedi kahverengi saçları rüzgarda savrulan kız, duvar gibi bir ifadeyle. "Gelebilirler." dedi ona yaklaşan mavi-neon yeşili saçlı genç adam soğukça gülümseyerek. "Karşılaşacakları tek şey ölüm olsun." ... "Beş milyon kere söyledin ve ben de sen iyi olmadığını kabul edene kadar iyi misin diye sormaya devam edeceğim. Sırf merakımızı tatmin etmek için. Bakalım ne zaman kabul edeceksin?" dedi kararlı bir ses. Bu Gempa'ydı, kuşkusuz. Gempa ile Halilintar, ordudan biraz daha hızlı ilerliyorlardı. Aslında başta Halilintar yalnızdı fakat Gempa -ki o da bir binek edinmişti- ona yetişmişti. Savaş öncesi motivasyon konuşması , diye düşündü Halilintar suratını asarak. "Sana iyi olduğumu söylediysem iyiyimdir." dedi göz teması kurmaya tenezzül etmeden. "Bunu yeterince...