Kayıtlar

Eylül, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

POİSON NOİR- 5. BÖLÜM (REWRİTE)

 Bölüm 5: Toplantı "Hoş geldiniz çocuklar." Kira'na ışınlanma tünelinden çıkan yedizleri tek tek karşılarken, gülümsedi. Halilintar'ı ise, hemen bırakmadı ve ellerini tutup, inceledi. Dikkat eden biri, kırmızı gözlerinin -o da kızıl gözlüydü- yaşardığını görebilirdi. Halilintar kendisine acınmasından fazla hoşlanmadığı için, ellerini geri çekti ve ciddiyetini korumayı sürdürdü. Ancak rahatsızlığı ifadesinden okunuyordu. "İçeri girebilirsiniz." Kaizo onun bu rahatsızlığını fark etmiş olmalıydı ki, daha fazla oyalanmadan içeri girmelerini işaret etti. "Sizi buraya çağırma nedenimiz, gezegenler arası toplantı yapılacak olmasıydı." diye açıkladı Kaizo ciddiyetle, saraya yürüdükleri sırada. "Genel durumdan konuşacağız ve galaksiyi denetleyen gençler olarak sizin de dahil olmanızı istendi. Belli durumlarda size de söz hakkı verilecek." Kira'na yedizlere şüpheyle bakan nöbetçilere hafifçe başını sallarken, "Kıyafetleriniz oldukça makul,...

OVERLAPPİNG STORMS- 21

 21: Kimin Doğum Günü? Ertesi gün heyecanla geçecekti. Angin, alarmı her zamankinden çok daha erken bir saatte çaldığında, şaşkınlıktan sinirlenemedi bile. Yavaşça doğrulurken, gözlerini ovuşturarak kendisiyle birlikte yatakta duran saatine baktı. "Bunu dokuza kurduğumdan oldukça emindim...?" Yanlışlıkla yediye ayarlamış olabileceğini düşünerek, uyumaya geri döndü. Aynı şeyi, diğer altı kardeşinin¹ de yaşadığından habersizdi. Sonunda dokuzda kalktığında, hala iki saat önce olduğu kadar uykuluydu. Tabii yine de kalkması gerekiyordu, sonuçta misafirleri vardı ve ayrıca disiplinli hayatını öylece geride bırakırsa Beliung'un ne tepki vereceğini bilmiyordu. Pijamalarını değiştirmeye ve elini yüzünü yıkamaya üşenerek, yataktan atladığı gibi Gur'latan'lılara ait odaya girdi—eh, bu aynı zamanda yan oda oluyordu. "Oh? Bugün erkencisin?" dedi Halilintar sırıtarak, bir yandan da yatağını toplarken—yani hayır, yatak örtüleriyle boğuşurken. Bulunduğu duruma aldırış e...

OVERLAPPİNG STORMS- 20

 20: Beklenmedik Misafirler "Harika bir güne uyanmak insanı çok mutlu hissettirmiyor mu?" diye sordu Angin, neşeli bir şekilde. "Acilen pasta yapmamız gerektiği gerçeğini bile mutlulukla kabullenebiliyorum." "Yani... Bunun dışında önemli bir şey göremiyorum." dedi Beliung ilgisiz gözlerle ona bakarak ve bu Angin'in gülmesine neden oldu. İkili kahvaltı sofrasından kalktıkları gibi pasta yapmaya girişmişlerdi, bu yüzden sabahtan beri mutfakta olduklarını söylemek yanlış olmazdı. İkisinin de eli bu tarz işlere yatkın olduğu için, pek sorun yaşadıkları da söylenemezdi. "Ve eğer dikkatimi çekecek bir şey olsaydı... Çok konuşman olurdu." diye ekledi Beliung, ciddiyetle kremayı çırpmaya devam ederken. "Ah, bu durumdan hoşnut olduğunu duymak güzel." "Sözlerimi çarpıtma. Hoşnut olduğumu söylemedim." "Tabii tabii." Angin gülerek gözlerini devirdi ve fırından çıkardığı keki katlarına ayırmaya koyuldu. Bundan sonra bir katın...

POİSON NOİR- 4. BÖLÜM (REWRİTE)

Bölüm 4: Saklı Taş "Ne yapıyorsun Tau?" Taufan irkildi, neredeyse elinde tuttuğu bıçağı düşürecekti. Refleksle, elini arkasına attı ve rahat görünmeye çalışarak mutfak tezgahına yaslandı. "Oh, Gem... Öyle. Öylesine duruyordum." "Arkandaki şey düşündüğüm şey mi?" diye sordu Gempa gözlerini kısarak ve elini beline yaslarken, iç çekti. "Göster." "Neyi?" Taufan suç üstü yakalanmış bir çocuk gibi sırıtırken, bakışlarını olabildiğince Gempa'dan uzakta tutmaya çalışıyordu. "Taufan. Kes şunu." dedi Gempa alçak sesle ve elini uzattı. "Ver." "Üf, senden bir şey saklamak çok zor." diye yakındı Taufan suratını asarak ve arkasında tuttuğu bıçağı Gempa'ya uzattı. "Umarım elini kesmemişsindir..." dedi Gempa sakince, ama Taufan altında yatan imayı bildiği için, korkudan hafifçe titredi. "Ha-hayır, sadece—" "Taufan!" Ah, fark etti bile... Taufan iç çekerek sol avucunda sıkı sıkıya tutt...

OVERLAPPİNG STORMS- 19

 19: Rüzgar Savaşları "Anne, şurada ne oluyor?" Sokakta aceleyle yürüyen genç kadın, çocuğunun sorusu üzerine bakışlarını yanından geçtikleri parka çevirdi. Gördüğü manzara onu öylesine dehşete düşürdü ki, acele etmeyi bile unutarak, "Aman Allah'ım..." diye fısıldadı. Sonra çocuğuna döndü ve gülümsemeye çalıştı. "Bilmiyorum tatlım, hadi biz yolumuza devam edelim..." Manzara gerçekten dehşet saçıyordu ama herhangi bir şiddet izi olduğu için değil, olağanüstü göründüğü için. Parkın etrafındaki yaşlı çınarların dalları, rüzgarın etkisiyle bir o yana bir bu yana savruluyordu. Bu rüzgarın ortasında, en fazla yirmi yaşında olabilecek bir genç ve sekiz-dokuz yaşlarında bir çocuk vardı. Bunlar, gittikçe daha da tehlikeli hale gelen Beliung ve kendisini sıkıca tutan rüzgardan kurtulamayan Angin'den başkası değildi. "Sana defalarca dedim! Bunu nasıl yapacağımı bilmiyorum!" "Ah~ Bırakırsan senin için kolayca yapabilirim~" Gittikçe kontrolü...

OVERLAPPİNG STORMS- 18

Sonunda en azından fluff ile başlayan bir bölüm.  18: Kardeşimle Bir Gün "Angin... Angin, psstt! Uyan." Angin gözlerini ovuşturdu, hımmladı, bir şeyler mırıldandı ve sonra sırtını dönerek uyumaya devam etti. Bu onu uyandırmaya çalışan Beliung'u eskiden sinirlendirdi, şu ansa gözleri merhamet ve biraz da muziplikle parlıyordu. "Hmmm~ O zaman belki de parka sensiz gitmeliyim~" dedi sahte bir üzüntüyle, parmağını çenesine vurarak. "Parka mı?" Angin o kadar hızlı doğruldu ki, başı döndüğü için neredeyse tekrar yatağa düşecekti. Buna rağmen, gözleri sevinçle parlarken, "Gerçekten mi?" diye sordu. O başını sallayınca, ranzadan aşağı süzüldü ve kollarına atıldı. Beliung onu yakalarken, "Yavaş, beni düşüreceksin!" demesine rağmen gülüyor, Angin ise nefes almadan, "Teşekkür ederim, teşekkür ederim, teşekkür ederim..." diye mırıldanıyordu. Okuyucularımız Angin'in neden bu kadar sevindiğini merak ediyor olmalılar. Anngi doğduğund...

BEHİND THE CAGES (ENGLİSH VERSİON)

This is a gift I wrote for a story on Ao3. I'll leave the link below. It's a bit different than the regular story, because I've never mentioned Yaya, Ying, Fang, or Gopal on my blog. So, you'll see the septuplets, not them. I won't go into much of the plot, because I have to get to the fan theory part. But a warning: suicidal thoughts (and, of course, suicide), I don't know what to call it, but I guess I could call it kidnapping, forced imprisonment, obsessive and compulsive characters. Behind The Cages: Boboiboy was as happy as a 14-year-old child could be. He had school, friends, Tok Aba... what more could he want? The septuplets had been his friends since elementary school. The septuplets — Halilintar, Taufan, Gempa, Blaze, Ais, Duri and Solar. Of course a lot of time had passed since they first met; they had all changed. But in the end they were still friends, almost like the siblings Boboiboy could never have. Their friendship developed seamlessly until...

BEHİND THE CAGES

 Bu Ao3'teki bir hikaye için yazdığım hediye. Hikayenin bağlantısını aşağıya bırakacağım. Normal hikayeye göre daha farklı, çünkü blogumda hiç Yaya, Ying, Fang ve Gopal'den bahsetmedim. Bu yüzden onları değil, yedizleri göreceksiniz. Olay örgüsünü fazla anlatamayacağım, çünkü hayran teorisi kısmına geçmek zorundayım. Ama uyarayım: intihar düşünceleri (ve tabii intihar), yani buna ne denir bilmiyorum ama kaçırma, zorla alıkoyma, takıntılı ve saplantılı karakterler diyebilirim sanırım. Behind The Cages : Boboiboy, 14 yaşındaki bir çocuk ne kadar mutlu olabilirse, o kadar mutlu olan bir çocuktu. Okulu vardı, arkadaşları vardı, Tok Aba vardı... Daha ne isteyebilirdi ki? Yedizler, onun ilkokuldan beri arkadaşıydı. Yedizler, yani Halilintar, Taufan, Gempa, Blaze, Ais, Duri ve Solar. Elbette ilk tanıştıklarından bu yana çok zaman geçmiş, hepsi değişmişti. Ama sonuç olarak hala arkadaşlardı, hatta Boboiboy'un asla sahip olamadığı kardeşlere dönüşmüş gibiydiler. Liseye geçene kadar ...