Kayıtlar

KAYIP FIRTINA- 4 (REWRITE)

 4: Pervasız Çocuk Halilintar müthiş bir titremeyle kendine geldi. Kalkmak istediği halde kıpırdayamadı, çünkü tüm bedeni soğuktan uyuşmuştu. O kadar soğuk değildi ama sonuçta Mart ayındalardı ve biri bahçe kapısını açıp itmişti. Oradan gelen soğuk da içine işlemiş olmalıydı. Kimse de üzerine bir şey örtmemişti... Göğsünde hissettiği ağrının soğuktan kaynaklandığını anladığında, küçük bir sevinç duydu. Yine o acı olacağından korkmuştu. Merdivenlerden çıkarken omzunun birine sürttüğünü hissetti. "Halilintar?" Gözlerini kırpıştırarak kişiye baktı. Bu Gempa'ydı, evet. Ama neden onu durdurmuştu? Gempa'nın yüzünde endişeli bir ifade vardı, bu da uzun zamandır şefkat ve sevgi yüzü görmemiş Halilintar'ın hipnoz olmuşçasına ona bakakalmasına neden oldu. "İyi misin?" "Uhm, sanırım iyiyim... Sadece biraz göğsüm ağrıyor, o da soğuktandır. Neden—" "Göğsünde siyah bir leke var." dedi Gempa sakince ve lekenin olduğu tişörtünü tuttu. "Ne oldu?...

BLAZE İLE YEDİ GÜN- 6: ŞAKA

 6: Şaka Haha, merhaba okuyucular! Bugün bu çılgın yazarın koltuğunu ele geçirdim. Harika değil mi? >:D Kardeşlerimden hiçbiri böyle bir şeye kalkışmadı bile! Ama anlatacaklarım çok önemli, yani... Biraz tehlikeli. Sakın evde denemeyin. Biraz canımın sıkıldığı günlerden birinde gerçekleşti bu olay. Canım sıkılıyordu, eğlenmek istedim ama bunu yaparken Taufan'la Duri'yi de belaya sürüklemek istemedim. Eh, sonucu gelin kendi gözlerinizle görün. ... İlk olarak, dikkat çekmeyecek bir şeyle başlayacaktım. Herkesin eşyalarının yerini değiştirecek ve birbirlerine düşmelerini sağlayacaktım. Çok sinsice bir hareketti ve diğer şakaları hazırlarken bana zaman kazandıracağı kesindi. İlk kurbanım Hali'ydi, kuşkusuz. Günün boş bölümlerini uyuyarak geçirdiği için kolay olacaktı, hem zaten sabah saatleriydi. Uyku düzeni 180 derece değişen Pikachumuz bu saatte uyanır mıydı hiç? Ne yazık ki, tahminlerim yanlış çıkmıştı. Telefonu elindeydi ve eğer almaya çalışırsam hemen uyanırdı. Benim iç...

LİES- BÖLÜM 17

  /Taraf: Mavi Kelebek\  17: Boğucu Bir Geçmiş "Taufan... Taufan, hey! Kalk uykucu." "Mmmh...!" Taufan homurdandı ve sese sırtını döndü. Sabahın köründe kimdi bu?... Bir dakika, akşam olmamıştı ki? Ne zaman sabah olmuştu? "Ugh... Sorun ne Blaze?" diye sordu ters bir saatte uyumanın verdiği huysuzlukla. "Hali yok! Gitmiş!" diye fısıldadı Blaze telaşla ve bu, o ana kadar gözlerini bile açmamış olan Taufan'ın hızla doğrulmasına neden oldu. "Ne? Nasıl yok? Siz bulamamışsınızdır, evdedir o..." "Her yere baktık aptal! Nasıl evde olabilir? Gitmiş işte!" diye bağırdı Blaze panikten kaynaklanan bir öfkeyle ve çaresizce yere çöktü. "Onu bu kadar önemsediğini bilmiyordum." dedi Taufan kayıtsızca ve bu Blaze'in suratını asmasına neden oldu. "Onu önemsemiyorum zaten." "Tabii tabii..." "Sadece ailede bu kadar çatışmaya neden olduktan sonra böyle kaçmamalı. Bu nankörlük." "Eminim haklı seb...

KAYIP FIRTINA SIDE STORY- 2: BLAZE

 2: Blaze Blaze öfkeliydi. Çok öfkeliydi. Halilintar sözünde durmamış, onları, onu terk etmişti. "Güvenimle oynamaya nasıl cesaret eder?" diye düşündü öfkeyle. Tüm bunların onun suçu olmadığını bilmesine rağmen, çocuksu kalbi bu gerçeği kabullenemiyordu. Okulu salladığı günlerden biriydi. Geç kalmayı ya da gitmemeyi umursamıyordu. Bu tarz şeyler Blaze'in umursadığı şeyler değildi. Şuan kızgındı, çok kızgındı... Bir yandan sokakta yürürken, alçak sesle Halilintar'a kızmaya devam ediyordu. "Seni affetmeyeceğim; Poe'nun kuzgunu gibi, bir daha asla..." diye homurdandı Blaze ve öfkeyle yolun kenarındaki tenekeye bir tekme attı. (Blaze'in edebiyat yapmasına şaşıran tek kişi ben olamam değil mi? :D) Ancak aniden durdu ve tekmelediği tenekeye baktı. Nedense birden vicdanı sızlamıştı. Duygusal biri olmadığı için, bu tuhaftı. Yine de eğildi ve tenekeyi gördüğü bir çöpe atmak üzere aldı. İki haftaya yakın bir süredir diğerleriyle doğru dürüst konuşmuyordu, Ais...

OVERLAPPİNG STORMS- 42

 42: Hazırlık "Hadi ya, buna kim karar veriyor? Sen mi?" diye sordu Taufan alaycı bir şekilde. Beliung derin bir nefes aldı ve elini yavaşça yatağın yanındaki komodinin üzerine koydu. "Eğer ciddi bir durum olmasaydı seni getirmekle uğraşmazdım..." "Ciddi bir durum var, doğru. Ama kime göre, neye göre önemli?" dedi Taufan umursamaz bir ifadeyle tavana bakarak. Angin büyük ağabeyinin bağırmamak için kendini zor tuttuğundan emindi. "Eğer ciddiye almıyorsan gelmeyebilirsin." dedi Beliung sonunda, kelimeleri yumuşak ama ters psikoloji oluşturacak türdendi. "Seni zorlamayacağım ama Angin'i bırakmamı bekleme. O da benimle gelecek." "Hey!" Taufan doğruldu ve öfkeyle parıldayan mavi gözlerini ona dikti. "Angin'i kendi işlerine sürükleyemezsin! Onun Windara'ya dair hiçbir bilgisi yok!" "Bu doğru değil, abang Bel bana tahtın işleyişini ve bilmem gereken diğer şeyleri öğretti!" diye karşı çıktı Angin ama se...

KAYIP FIRTINA- 3 (REWRITE)

 3: Soğuk Bir Kabus Halilintar boşluğa düşerken boğazı yırtılırcasına çığlık attı. Ne olduğunu, buraya nasıl geldiğini bilmiyordu. Tek bildiği şuan her tarafın bembeyaz olduğu ve kendisinin de bu beyazlığın içine düştüğüydü. Derken, bir anda çimenlik bir alanın ortasına düştü. Bir ağacın dalları ona gölge yapıyordu. Yavaşça doğruldu ve derin bir nefes aldı. Soğuk ama birden fazla bitki kokusu barındıran hava ciğerlerine doldu. Tam rahatladığı sırada, orada duran bir kişiyi gördü ve bu nefesinin kesilmesine neden oldu. "Fazla ileri gidersen ne olacağını biliyor musun?" diye sordu kişi ona yaklaşırken. Halilintar geri çekilmeye çalıştı ancak sırtı arkasındaki ağacın gövdesine çarptı. Kalbi göğsünden fırlayacakmışçasına atarken, "Ha-hayır..." dedi korkarak. "Bilmeli miydim?" "Evet, bilmeliydin. Ama sorun değil, sana söyleyeyim." dedi kişi önüne çökerek ve aniden parmaklarını göğsüne sapladı.  Halilintar bir kez daha çığlık attı ama bu seferki saf ac...

BLAZE İLE YEDİ GÜN- 5: CEZA

 5: Ceza "Bu nasıl bir ceza?!" diye surat astı Blaze, ayağını yere vurarak. Ancak hemen sonrasında yüzüne sinsi bir sırıtış yerleşti. "Hey, istesem de istemesem de dışarı çıkmak zorundayım. Okul var ve bu hafta sınav haftası biliyorsun. Ders çalışmalı ve okula gitmeliyim." "Merak etme, öğrenci konseyi başkanı olarak onu da hallettim." dedi Gempa sakince ama bu sefer gülümsemiyordu. "Hali bu sıralar yorgun olduğu için dua et, yoksa onun elinden böylesine hafif bir cezayla kurtulabilir miydin bilmiyorum." "Hafif bir ceza mı?! Bunun neresi hafif?!" diye sızlandı Blaze ve parmaklarıyla saymaya başladı. "Sen evden bir hafta çıkmayacaksın dedin. O, bir hafta tüm ev işlerini Blaze yapsın dedi. Öbürü, eşyalarına el koyalım dedi. Diğeri, mutfağa girmesine izin vermeyelim dedi. Duri de diz çöküp hepimizden özür dilesin dedi—ki bu çok acımasızcaydı Duri! Hepiniz çok acımasızsınız! Sadece şaka yaptım—şaka!" "Sadece—" "Şaka—...