Kayıtlar

Şubat, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

KAYIP FIRTINA SİDE STORY- 3: KÖTÜ BİR GÜN

Bu eski hikayeyi de yazdıktan sonra Side Story serisine güncel bir şekilde devam edebileceğim :)  3: Kötü Bir Gün Taufan. Biliyorsunuz, Taufan Halilintar gittikten sonra, bir ay boyunca depresif bir ruh hali içerisindeydi. Her şey bu sırada yaşandı, bu bir ayın içerisinde. Taufan bir sabah kalktığında, oldukça kötü bir ruh hali içerisindeydi. Yanağında acı verici bir zonklama vardı -gece boyunca dişi ağrımıştı- ve kötü, uykusuz bir gece geçirmişti. Sonuç olarak, yanağı şişmişti ve zonkluyordu (berbattı). Zaten kötü bir ruh hali içerisinde olduğundan, bu durumu daha da kötüleştirmişti. Binbir zahmetle okul için hazırlandı ve kendisine 1000 kilometre gibi gelen 1 kilometrelik yolu yürümeye koyuldu. Tüm bu isteksizliğine rağmen, birkaç haftadır okula erkenden gidiyordu. Dersleri iyi takip etmek veya erken gidebilmiş olmak gibi basit bir sebebi yoktu, sadece yalnızlığa alışmaya çalışıyordu. Her gün dakikalarca, içten içe hala parlayan beklentisinden kurtulmaya çalışıyordu. Hayal gördü...

OVERLAPPİNG STORMS- 48

  48: Umut ve Kötümserlik "Abang!" Taufan neşeyle ağabeyine ait odaya girdi ve masasının başında ciddiyetle bir şeyler yapan Beliung'un önünde durup, dikkatini çekebilmek için ellerini salladı. "Hadi beraber oynayalım!" "Şimdi olmaz Taufan, çok işim var..." diye mırıldandı Beliung başını kaldırmadan. Taufan şaşkınlıkla başını yana eğdi, bu alışkın olmadığı bir cevaptı. "İyi-iyi de niye?" diye sordu. "Hiç mi oynayamazsın?" "Gerçekten stresli bir durumdayım, yoksa oynardım..." diye karşılık verdi Beliung sakince ve bu doğruydu da. Ağabeyinin terlemeyecek kadar sakin bir insan olduğunu iyi bilen Taufan, şuan yerinde durduğu halde şakaklarından akan ter damlalarını görebiliyordu. Yavaşça masanın etrafını dolaştı ve ağabeyinin ilgisini bu denli çeken şeyin ne olduğuna bakmaya çalıştı —tam bu sırada... "Ah —Taufan!" diye bağırdı Beliung dehşet ve şok karışımıyla. İfadesine hayal kırıklığı yayılırken, önündeki kağıda ba...

KAYIP FIRTINA- 9 (REWRİTE)

 9: Dünyanın En İyi Ablası Gün hızla geçip, akşam yemeği vakti geldiğinde, yedizler mutfağa doluştu. Diğerlerinin sorgulayıcı bakışlarını üzerinde hisseden Gempa iç çekerek, "Iman'ın işi vardı, birazdan gelir." diye açıkladı. Sessizce yemek yerlerken, aniden bir anahtar şıkırtısı duyuldu. "İşte geldi." dedi Gempa gülümseyerek. "İyi insan lafın üstüne gelirmiş." "Ben geldim millet!" Iman'ın sesi kendinden önce geldi. Kız mutfak kapısında durdu ve elindeki poşetleri kenara bırakıp, ellerini beline dayayarak diğerlerine baktı. "Nerede benim o utangaç Pikachu'm?" Yedizler -keyifsiz Taufan bile- alaycı bir sırıtışla her şeyden habersiz, düşünceli bir ifadeyle yemeğini karıştıran Halilintar'ı işaret ettiler. "Haliiii, görüşmeyeli unuttun mu beni?" Iman abartılı bir kahkaha attı ve boş boş kendisine bakan Halilintar'ın yanağını sıktı. "Sen beni unutmuş olabilirsin ama ben seni her şeyinle hatırlıyorum Liiiin!...

OVERLAPPİNG STORMS- 47

Neler saçmaladığımı hatırlamıyorum :D bu arada sezon finaline kadar bu şekilde bölüm başlarına özel parçalar koymayı düşünüyorum. Tabi olmayabilir de, bu yüzden beklentiye girmemeye çalışın.  47: Rüzgarları Aşmak "Taufan!" Taufan kendisine seslenen kişinin boynuna sarıldığını hissetti ve kıkırdayarak, "Sana da merhaba abang!" dedi. Beliung onu bıraktı ve yanına oturdu. Gülümseyerek ona bakarken, "Burada ne yapıyorsun?" diye sordu. "Kozaları izliyorum. Yakında içlerden kelebekler çıkacakmış, annem öyle söyledi!" dedi Taufan neşeyle. "Hmm, peki bu kozaları kim verdi?" diye sordu Beliung nazikçe, işin aslı, gerçekten merak etmişti. "Halilintar!" diye cevapladı Taufan mutlulukla, adı geçen kişiyi zaten çok seviyordu ama hediye almak bambaşka bir boyuttu. "Abang Voltra'dan istemiş, öyle dedi." "Gerçekten çok güzeller, Voltra nereden almış onu da sorsaydı keşke..." dedi Beliung başını hafifçe sallayarak ve he...

KAYIP FIRTINA SİDE STORY- 5: SOLAN ÇİÇEKLER...

 5: Solan Çiçekler (Baharda Yeniden Açardı...) "Bitkileri düzenlemede bana yardım ettiğin için teşekkür ederim Hali!" "Haha, sorun değil." Duri, altıncı yediz. Hakkında, "Halilintar'ın yokluğuna aldırmıyor, ne güzel." diye düşünülen kişi. Herkes böyle düşünüyordu ama işin aslında, Duri de acı çekiyordu. Hem de çok. Onun Halilintar'la her zaman sessiz ama anlamlı bir ilişkisi olmuştu. O bitkileri konusunda Halilintar'dan yardım ister, Halilintar da bir yarası veya hastalığı olduğunda ona danışırdı. İki yediz birbirlerini çok severdi; belki Gur'latan'da yaşananlar yüzünden, belki de Duri konuştuğu kişilerin daha iyi hissetmesini sağladığı için (çünkü olaylara her zaman pozitif bir bakış açısıyla bakardı). Sonuç olarak ikisi de bahçede saatlerce dururdu, oradan geçen biri -sessiz olsalar bile- onların yaydığı huzuru hissedebilirdi. Özellikle son zamanlarında hep birlikte oldukları için, Duri ona bir çift bahçe eldiveni almıştı. Ne var ki ...

KAYIP FIRTINA- 8 (REWRİTE)

 8: Umarım... Halilintar önündeki kişiye bakarken suratını astı (nedenini kendisi de bilmiyordu). "Bunu yapmak zorunda mıydın?" "Kesinlikle." dedi karşısındaki kişi kıkırdayarak. "Hasta insanlara daha fazla ilgi göstermek gerekir, biliyorsun." "Benim ekstra ilgiye ihtiyacım yok, teşekkürler." diye homurdandı Halilintar gözlerini devirerek ve kendini tekrar yatağına bıraktı. "Bu senin düşüncen. Bence çok ihtiyacın var." dedi kişi gülerek, onunla uğraşmaktan gerçekten hoşlanıyor gibiydi. "Bi git ya..." diye yakındı Halilintar ama hasta olduğu için onu kovalayacak gücü yoktu (ne tesadüf, yazar da hasta olduğu için Halilintar'la uğraşamıyor). "Tamam tamam, seninle daha fazla uğraşmayacağım." dedi kişi nazikçe ve gitmeden önce başını okşadı. "Sana yemek getireceğim, yani... Yanmamışsa. Umarım yanmamıştır." "Ciddi misin?..." diye mırıldandı Halilintar fakat kişi çoktan gitmişti. Az sonra geri geldiğ...

OVERLAPPİNG STORMS- 46

 46: Gerçek mi? "Bunların hepsi senin suçundu!" "Benim suçum mu? Hiçbir şey yapmadım bile!" "Urgh, yıllardan sonra hiç değişmediğini görmek çok sinir bozucu, Taufan." Taufan sinirli bir ifadeyle dilini çıkardı ve kollarını kavuşturdu. "Değişmekle alakası yok. Ayrıca ben sinir bozucu olabilirim ama senin de benden altta kalır bir yanın yok Maripos." "Tamam, sessiz ol artık. Tekrar yakalanırsak kaçamayız." dedi Maripos alçak sesle ve ikisi de sessizleşti. Neden sonra Taufan düşünceli bir ifadeyle, "Peki şimdi ne yapacağız?" diye sordu. "İlk önceliğimiz en küçük prensi bulmak olmalı. Reramos ona fiziksel zarar vermeyecektir fakat ne yalanlar söyleyeceğini bilmiyoruz." dedi Maripos gözlerini kısarak. "Eğer prens ona inanırsa—" "Angin. Onun adı Angin." diye düzeltti Taufan, sonra alaylı bir gülümsemeyle, "Onun adını unuttun mu yoksa?" diye sordu. Maripos gözlerini devirdi ve onun kıs kıs gülm...

KAYIP FIRTINA- 7 (REWRİTE)

 7: Seni Tehdit Ediyorum Ama Seni Korumak İçin Halilintar başında bir ağrıyla uyandı. İnledi ve uzandığı yerde büzüldü. Biraz ovuşturarak kendini rahatlatabilmek amacıyla elini başına götürdü ve başının sarılı olduğunu fark etti. Ne olmuştu? Gittikçe netleşen sesler duymaktaydı ama aklını oraya veremiyordu. Başındaki acı aniden keskinleşmişti. Boğuk bir sesle tekrar inledi ve bir elinden destek alarak doğruldu. Yattığı şeyin düşündüğü şey değil de, bir kanepe olduğunu fark edince kafası iyice karıştı. Neredeyim ben?...  diye düşündü başının zonklamasını görmezden gelmeye çalışarak. Bu sırada gözü yanına bırakılmış buz paketine çarptı ve onu alıp başının en çok ağrıyan kısmına bastırdı. Acısı uyuşmuştu. "Sen, bana bak! Neden Blaze'i engellemediğini hemen açıkla!" İrkildi ve başını kaldırıp, sinirli bir şekilde kendisine bakan Gempa'ya uyuşuk bir bakış attı. "Ben mi?..." "Evet sen!" dedi Gempa sinirlenerek. "Neden Blaze'i dinledin? Senin sağ...

LİES- BÖLÜM 20

  /Taraf: Erin'in Gülü\ 20: Ziyaret Halilintar yıllardır hiç bu kadar mutlu hissetmemişti. Hem kardeşi vardı -ya da ağabeyi, ugh- hem de sütannesini görmeye gidecekti. Yıllardan sonra ilk defa onu görecekti. Gece boyu gözüne uyku girmemişti zaten, buna rağmen sabah erkenden kalktı ve Taufan'ı da kaldırdı tabii. "Hadiii... Hemen gidelim, kahvaltıyı orada yaparız." dedi Halilintar ağabeyinin omzunu sarsarak. "Ya bırak Hali ya... Öğlen gideriz..." diye bir şeyler homurdandı Taufan uykulu bir şekilde ve sırtını dönüp uyumaya devam etti. Halilintar her ne kadar hayal kırıklığına uğramış olsa da, onu daha fazla zorlamadı ve mecburen o da uyumaya geri döndü.  İkisi de bir süre daha uyudular; Taufan dünün etkisiyle daha fazla uyumuştu, Halilintar ise gece eksik kalan uykusunu tamamladı. Sonunda saat on bir olduğunda, ikisi de kalktı ve -Halilintar ağabeyini buna zorladığı için- hemen hazırlanıp çıktılar. Eğer koruyucu anneleri yanlarına birer ekmek arası koymasaydı ...

OVERLAPPİNG STORMS- 45

 45: Ütopik Bir Yalan Ya Da Acı Gerçekler Ⅰ Taufan tüm hızıyla koşuyordu. Arada sırada arkasına bakıyor, hala peşinde olduklarını görünce daha da hızlanıyordu. Neyse ki, iki saat boyunca koştuğu eğitimler almıştı. Neden mi kaçıyordu? Bir köşede, peşindeki Kelkatua askerlerini atlattıktan sonra, yere çöktü ve nefesini toparlamaya çalışırken, olaylar zihnine akın etti. Reramos, Sibella, Sibella'nın söyledikleri ve sonrasında gelen şok... Ve Beliung... Taufan bir kez daha gelen küfretme isteğini bastırırken, yoğun pişmanlık yüzünden titrek bir iç çekti. Beliung'u engellemekle kalmamış, Angin'i korumayı unutmuştu ve sonra da Beliung... "O aptal bir kez olsun kendi canını düşünse iyi eder." diye düşündü öfkeyle ama bu öfkesi yalnızca kendine olan kızgınlığına dayanıyordu. Ve Beliung onu taht odasından dışarı ittikten sonra, aklının almayacağı kadar çok Kelkatua askeriyle karşılaşmıştı. Zaten bir saattir koşuyor olmasının nedeni de buydu. "Kweeerk... Krook gveeerk...

KAYIP FIRTINA- 6 (REWRİTE)

 6: Verilen Söz Halilintar nefes nefese, dirseklerinden destek alarak doğruldu. Bir kabus daha... diye düşündü, bitkince aldığı nefesi verirken. Bir işkence daha... Neden bitmiyor ki? Bir kez daha titrek bir nefes verdi ve saate baktı. 10.30, diğerleri çoktan okula gitmiş olmalı . Yavaşça kalktı ve pencereye yürüdü. Yumruklarını sıkmıştı, o kadar sıkmıştı ki tırnakları avuçlarına batmıştı. Karamsar bir ifadeyle koyu gri bulutlarla kaplı gökyüzüne baktı. Her kabustan sonra daha fazla z arar görüyorum , diye düşündü. Bahsetmişti değil mi? Voltra gücü... Bir bakalım... Bileğini müthiş bir alışkanlıkla şaklattı -bu tabiri nereden bulduğumu bilmiyorum, defterimde öyle yazıyordu- ve elinde siyah-kırmızı, yıldırımlar fışkıran bir kılıç oluştu. "Vay..." Yalan yok, etkilenmişti. Ne var ki iki saniye bile geçmemişti ki, bedenini büyük bir acı kapladı. İki eliyle sıkı sıkıya tuttuğu ve bir türlü bırakamadığı kılıç avuçlarını yakıyordu. Ani bir refleksle kılıcı bıraktı ve kılıç yok olu...